2
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
191
Okunma

Ek Bilgi; Bu normal bir şiir değil, hikayeyle karışık şiir. İlk defa denedim o yüzden okuyuculara tuhaf gelebilir. Alışıgelmeyen bir türdür...
Birazdan ayrılacağım, bu şehirden
tek kişilik bir kayık, beni bekliyor.
Gitmek için sahilde
yalnızlar rıhtımına doğru
bir nefes çekiyorum.
Derken ufka uzanıyor ellerim
dokunuyorum yarım yarım ama
irkiliyor gözlerim, ağrı var..
Son defa dönüp bakıyorum,
karanlık, puslu şehre
Yanıma
domates kasasının içine koyduğum
giderken, bana emanet ettiği
Sabriye teyze’nin
bahçesinden çaldığım
gülleri koymuştum.
Mis gibi kokuyorlardı
ama alışamamıştı yüreğim
bilmezdi bu kadar sevgiyi.
Gittiğim o bilinmeyen rıhtımda,
kimse beni fark etmedi
çünkü her şey siyah beyazdı
hava, insanlar,
ağaçlar birde ben
şaşkın, şaşkın güllere bakıp,
bunlar ne?dediler
bir tek güller kalmıştı gülümseyen,
seven
ve düşleyen..
Onlar renkliydi,
halkımın rengini taşıyorlardı
kırmızı beyaz, yeşil , sarı, mavi..
ve sonsuz kez renkli.
Ne fark ederdi dili, ırkı?
Çanakkalede,
Kurtuluşta, aynı siperde
küflenmiş peksimeti paylaşmışlar.
Sarıkamışta
aynı türküyü söylerken
aynı acının tortusunda
aynı sevdayla yanarken
bibirini ısıtmak için sarılıp
beraber donarak ölmüşlerdi.
Niçin?
Kim için?
Ne çabuk unuttuk adsız kahramanları
ne oldu’da siyah, beyaz olmuştuk?..
Beni affetmesi için
yıllar sonra Sabriye teyzeye gittim
kırık çitin üzerinden atladım
kapısını çaldım, bakamadım yüzüne
"Kaldır başını çocuk." dedi, gülümsedi
"Bak! Memleketimin rengi gelmiş gözlerine.
şenlenmiş göz bebeklerin, dans ediyorlar aşkla!"
Sabriye teyzenin güllerinin her biri
her zerresi
birer tomurcuk olmuş,
toprağı kan kokmasın diye
barış, sevgi ve umut için yollara çıkmıştı.
Onlar birer kardelendi artık
bir umuttu
bir yaşamdı..
Teşekkürler Sabriye teyze.
Mahire
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.