1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
166
Okunma
Giden kim kalan kim bilemedim
Aklının oyununa düşmüş kalbin
Sızını anlarım anlarımda
Bizlik sızılardan sızan kurultular
Peki sen anlıya biliyormusun sızımı
Gerçi kendi işinde çalıyor duyguların
Egon mu restleşmen
Yoksa yok saymalarınımı unuttun
Gidende veda eden kendin olduğun halde
Ve bunun için uçmak istemişken
Nasıl kal diyebilirim
Hem halkımın inkarı gibi inkarın olmak
Hemde kimlik belirsizliğin seni sana dinlettiriyor mu..
...
Baharları hep sevmişim
Doğayı da
Doğayla yaşayan iyi bilir
Süreklilik karalık,
Karanlık ise süreklilik ister!
Oysa sen kendini ikna etmişsin
Yada buna inanmışken gitmek istemişken
Ne kal diye bilirim
Nede git
Hem medcezirli sevmek mi olur:
Dağ başında!
Koca bir dağlıdır yüreğim
Her fırtına boranı kucaklayan
İsyan olup dalgalanan
Çığ altında feryadı fermana da tanık
Ah yargılar nasıl kolay
Nasıl da savurgan
İnsan hep suçlar ya
Asıl suçluluk suçlandığı yerde
Ve bundan suçlamıyorum seni
Evet suçlamıyorum, yargılamıyorum
Gördüklerim yerinde
Olmam gereken yerde duruyorum
Ne beklenti
Ne beklemedeyim
Bir elim güneşe
Bir elim aya çarpıyor
Mevsim gereği üşüyorum
Ki bu ilk üşüşüm değil
Nice Aşk gölgesinden geçti baharım
Arka mahalle çoçukluğu
Prangalar sokağı
Dêrsim kapısı
Amed surları
Eskidir miladım
Ucuz sevmelere meze günü..
Meze değildir yüreğim
Her sarhoşluk şiire
Her Şiir sarhoşluğu sevmelerimize çıkar
Mîtra ışıkları yayılır
Sevmek ne güzel şey
Sevilmek emin olunulmayan bir şey
Ama sevmek öyle mi
Nasılda dolar yüreğine insanın
Mevsimler yitirir kendini
Sonra çiçekler suçlanmaz
Papatyalar kıyılmaz
Asil sevmeden bahssediyorum
Ucuza satılan tezgahlardan değil
Dur ve dinlendir yüreğini
Fısıltılarım sana
Hep sana, yanı başında...
M.SERİNKAYA
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.