8
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma
Hani konuşmuştuk,
son bir kez…
Defalarca aynı cümleyi kurmuştum o gün.
“Bak,” demiştim,
“bazı kararlar gelmez aceleye.”
Ahh o gün…
Az yalvarmamıştım,
az dil dökmemiştim.
Dinlememiştin sen oysa;
hele hiç unutmam,
grupta herkese cevap vermiştin de
bana bir sus payı bile düşmemişti.
O gün dinleseydin
belki de bu kadar geç olmazdı.
Belki kapılar kapanmadan
bir durak bulunurdu kalbimize.
Oysa bugün…
Ahlar diziliyor boğazımıza.
Ah o ahlar…
Neden şimdi suratlarımız asık,
neden moralimiz bozuk?
Biz ne yaşıyoruz bugün?
Dinleseydin, ne vardı?
Biraz kulak verseydin…
Koşa koşa gidilen yollar
her zaman varılacak yer değildir.
Zayıflık uğruna verilen kararlar
insanı ağır yüklerle sınar.
Ah o gün…
Bugün beyaz koridorlarda bekleyiş var.
Saatler ağır,
geceler daha ağır.
Özlem sızıyor duvarlardan,
endişe oturuyor sandalyelere.
Bir “keşke” dolaşıyor odamızda
kimseye görünmeden.
Ve temenni ederim şimdi:
Güç versin Yaradan,
sabır indirsin yüreklere.
Şifa olsun her nefese,
umut olsun her yeni güne.
Arada da fısıldıyorum:
Allah’ım, koru, iyileştir,
aklımıza feraset, kalbimize metanet ver.
Bugünü hayra, yarını şifaya çevir.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (8)