1
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
178
Okunma
Bu türkü, Dersim’in dört dağ arasında kalan yalnızlığında doğar. Dağlar hem sığınaktır hem de kaderin duvarları… İnsan orada hem korunur hem de sıkışır. Anlatıcı, sevdiğini ya da umudunu bir gül ile simgeler. O gül bardaktadır; evin içinde, kalbin içinde, kırılgan ama canlıdır. “Bir gülüm dermanımdır” derken, hayata tutunacak tek şeyin sevgi olduğunu söyler.
Sonra bir kopuş gelir.
“Ne oldu ağam, ne oldu” diye sorar; çünkü dünün rengi bugün solmuştur. Zaman, gülü soldurmuş; bir ayrılık, bir sürgün ya da geri dönülemeyen bir yol araya girmiştir. “Ağam beni burada bıraktı” dizesi, yalnız bırakılışı değil sadece, yarım kalan bir hayatı anlatır. O gidişle birlikte can viran olur; evler durur ama içleri boşalır.
Bahar gelir Dersim’e.
Koçlar meleşir, kuzular doğar, doğa yeniden nefes alır. Ama anlatıcı gelemez. Baharın çağrısı vardır, fakat yol kapalıdır; ya da kader izin vermez. “Bu kaderimin nişanıdır” derken, insanın istemese de taşıdığı yazgıyı kabul edişi vardır. Doğa canlanırken, insan içerde kalır.
Türkü, aynı soruyla yeniden döner:
Ne oldu?
Cevap yoktur. Çünkü bu türkü, cevabı olmayanların sesidir. Gidenlerin, dönemeyenlerin, bekleyenlerin… Dersim’in dağlarında yankılanan bu sözler, bir kişinin değil, bir halkın hafızasıdır. Her söylendiğinde başka bir ayrılığa, başka bir yaraya değerek yaşamaya devam eder.
Dersim çar çiya de
Gulê mi bardağe de
Heq Dersimî bıpare
Yew gulê mi dewa de
Ma çi biyo agayê mi, ma çi biyo
Rengê gulê wextê duhî ra sol biyo
Agayê mi vira raverdo
No cîyanê pêr viran biyo
Baharê Dersimî
Beran melîyo, kuzî
Ez nêhatım vira
Nişanê qederê mi
Ma çi biyo agayê mi, ma çi biyo
Rengê gulê wextê duhî ra sol biyo
Agayê mi vira raverdo
No cîyanê pêr viran biyo
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.