4
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
152
Okunma
— Dersimlikiz
Sabah henüz doğmamıştı.
Dağların üstünde gri bir sis dolaşıyordu.
Rüzgâr, sanki bir şey söylemek ister gibi ağır esiyordu.
Dersim o sabah farklıydı.
Kuşlar bile suskundu.
Elazığ Buğday Meydanı’nda birkaç asker, birkaç gölge ve bir sessizlik vardı.
Ama o sessizliğin içinde, duyulmayan bir çığlık büyüyordu.
Onu getirdiler.
Yüzünde korku yoktu.
Gözlerinde bir dağın ağırlığı, bir halkın yükü vardı.
Seyit Rıza ağır adımlarla yürüdü.
Her adımında taşlar sanki daha derine gömülüyordu.
Bir an durdu.
Gökyüzüne baktı.
Sanki Munzur’un suyunu, dağların kokusunu, geride kalanları son kez içine çekti.
Kimse konuşmadı.
Ama herkes biliyordu…
Bu sadece bir insanın sonu değildi.
Bu, bir halkın sınandığı andı.
İp hazırdı.
Zaman durmuş gibiydi.
Ve o an…
Sözleri rüzgâra karıştı.
Kısa, net ve ağırdı.
O sözler yalnız o meydanda kalmadı.
Dağlara yayıldı.
Munzur’a karıştı.
Toprağın altına indi.
Ve yıllar geçti.
Ama Dersim’de rüzgâr hâlâ aynı şeyi fısıldar:
Unutma.
Çünkü bazı hikâyeler bitmez.
Sadece şekil değiştirir.
Bir dağın sessizliğinde,
Bir nehrin akışında,
Bir annenin gözyaşında yaşar.
Ve her nesil,
Bir öncekinden aldığı o sesi taşır.
Dersim susmaz.
“Dersim Susmaz”
— Dersimlikiz
Bir sabah indi darağacına gölge,
Dağlar sustu… ama yürekler değil.
Bir isim yankılandı taşların içinde:
Seyit Rıza…
Ve zaman o gün durmadı.
Munzur akıyordu sessizce,
Ama her damlası bir ağıt taşıyordu.
Toprak, kanı unutmam diye
Dağlara söz vermişti.
“Ben sizin yalan ve hilelerinizle…”
diye başlayan bir direniş,
Bir halkın boyun eğmeyen sesi oldu.
Ve o ses…
Hâlâ rüzgârda dolaşır.
Dersim bir yara değil yalnız,
Bir izdir, bir dirençtir.
Yakılan köylerin küllerinden
Doğan bir gerçektir.
Ne zaman gece inse dağlara,
Bir ses gelir uzaktan:
“Unutma…” der
“Biz buradaydık.”
Ve biz hâlâ buradayız.
Ne darağacı susturdu bizi,
Ne zaman sildi adımızı.
Dersim susmaz.
Tarih susmaz.
Ve bir halk…
Asla boyun eğmez
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.