27
Yorum
48
Beğeni
5,0
Puan
319
Okunma
Bir vakit,
ne de çok
dış güzelliklere meylederdim;
hepsi de ulaşılması zor olan,
çoğu da kendini Kaf Dağı zanneden,
öyle mağrur, öyle kibirli…
Gel zaman, git zaman; ve ben
sonra sonra anladım
bazı şeyleri, esasında.
Bir vakit,
her şeyi büyütürmüşüm gözümde;
dağ sanırmışım taşları,
sonsuz sanırmışım küçücük anları.
Bir gün öyle bir zaman geldi ki,
büyüklüğün de,
o güzelliğin de
insanın içinde bir yerlerde
sessizce durduğunu gördüm.
Bir vakit
çok deliymişim;
her şeye fazla anlam yükleyen,
her kelimeyi kader,
her bakışı sanki bir işaret gibi
yorumlayan.
Zaman geçti…
Gel zaman, git zaman;
ve ben fark ettim sonraları:
o yüklendiğim anlamların çoğu,
hem de birçoğu,
boşunaymış.
Bir vakit
ben, bende değilmişim.
Tahmin ederim ki
kendimde de hiç değilmişim…
Şöyle havalarda, zirvelerde bir yerde;
bilmem, bilemem nerelerdeymişim.
Aklım mı havalardaymış,
yoksa kalbim mi aceleciymiş?
Bir vakit
taşkındım biraz da, deli doluydum.
Her şeyi başarabileceğime inanırdım.
İçimde koca bir “kahraman” vardı;
adı yoktu ama iddiası büyüktü.
Bir oyalamaymış meğer koskocaman;
bir gürültü,
bir gençlik yankısı.
Zaman ise
çok çabuk
geldi geçti.
Ve her şey
kendini bana
bir bir öğretti.
Anladım ki
bazı şeyler var;
sadece oyalar insanı.
Bazı hayaller,
yol değil, dolambaçtır.
Bir vakit
ben, ben değilmişim.
Sanırım hiç kendimde de değilmişim…
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (31)