0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
80
Okunma
Kıvrım kıvrım bir nehir gibi akıyor zaman...
Akan suya değen dudaklarımda, adın: NİHAL.
Hurufat-ı aşkla yazılıyor gönül levhası,
Harf harf, nefes nefes, sükûtla...
Sen ki, gizli bahçemde açan ilk çiçeksin,
Köklerin kalbimin en karanlık toprağına dek uzandı.
Her dokunuşunla yeşeriyor alemler,
Bir yaprak titreyişiyle başlıyor kâinat...
Aşkın remiz dilidir, suskunluğun şerhi,
Ten, bir kitab-ı ilahi, satır aralarında geziyor nefesim.
Mistik bir raks bu, bedenler dua, kavuşmak ibadet...
Sırr-ı ehadiyet dokunuyor cismani harflere.
Yavaş... Çok yavaş...
İyileşmek acele etmezdi.
Nihal de etmedi.
Varışsız bir yolculuk bu, her an bir başlangıç,
Her iniş, daha derine açılan bir kanat...
Seninle her lahza, bir tecelli makamı,
Ateşle suyun aynı kadehte buluşması...
Tutkunun zarafeti, sükûnetin ihtirası,
Ruhun bedende, bedenin ruhta erimesi...
Ey Nihal! Sen aşkın ta kendisi değilsin,
Aşka giden yolun ta kendisisin...
Her “şimdi”de bir sonsuzluk,
Her bakışta bir kainat...
İyileşmek acele etmezdi...
Nihal de etmedi.
Sükûtumuz en derin kelam,
Kavuşmamız, hiç bitmeyen bir ilk an...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.