16
Yorum
48
Beğeni
0,0
Puan
1393
Okunma

"biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık
sandallarımız neşe dolar zevke dalardık"
“Yesâri Âsım Arsoy”
biz Heybeli’de hiç mehtaba çıkmadık Abbas’la
üstelik bizim hiç sandalımızda olmadı…
biz Ankara’da her gece
benim doğan görünümlü şahinle giderdik piizlenmeye…
jilet gibi lacileri giyer
saçlarımızı limonla parlatır
düğüne gider gibi giderdik
çünkü rakıya saygımız
insana dair kaygımız vardı
Anka soylu kuşlar uçardı göğümüzde
içmek için illa bir neden bulurduk
bazen kuşlara içerdik
bazen oltanın ucunda ki balığa
bazen de aşka…
teselli otağım
dert ortağımdı Abbas
bu kavanoz dipli dünyada beni can kulağıyla dinleyen ve
dinlerken benimle dertlenip
benimle sevinen tek canlıydı
pek öyle küfür falan bilmezdi amma…
küfretti mi öyle kibar küfrederdi ki
katıla katıla gülesiniz gelirdi
mürekkep yalamış bir Ankara beyefendisiydi Abbas…
bir köy türküsü duymayı görsün
bağlamanın tınısına kulak kesilir
-işte bu türküye içilir der
türkü bitmeden bitirmezdi kadehini
beyefendi olmasına beyefendiydi de
tersi pisti Abbas’ın
öfkelenmeyi görsün
mavzer olur patlardı
sesi gök gürültüsü gibi gürleyip
insanın içini üşütse de zemheri bakışları
yufka yürekliydi Abbas
bir eşini birde çocukları çok severdi
sevmek az gelir
çocuklar için ölürdü
gel gör ki hiç çocuğu olmadı Abbas’ın
yetimhaneden çocuk almak istedi
o da olmadı
-kendimden çok eşim için istiyorum
ben baba olmadım bari o ana olsun derdi
eşi kanserden öldüğünde…
koca bir mahalle üstüne çullansa yıkılmayan Abbas
y ı k ı l d ı
bir daha ne içti nede doğru dürüst konuştu
acısını bir nebze hafifleteyim diye
kaç defa gittim yanına
sürekli -yapamam ben onsuz yapamam diyordu
yapamadı da…
eşinin mezarının başında
o da son verdi hayatına
yalanım varsa
çıkmayım sabaha
sanki… sanki
o kömür kokulu mahalle
üstüme yıkıldı
tadı kaçtı rakının
türküler avazını yitirdi
öldüğü gün
beni de gömdüler toprağa
bilmiyorum hangimiz ölü
hangimiz diri şimdi…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.