0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
23
Okunma
Kibrit Aşkı
Bi baksana bana,
kibrit çakayım mı
şu aramızdaki aşk meselesine?
Kibrit kutusunu açarken
parmak uçlarımda senin sessiz nefesin dolaşıyor.
Bir kıvılcım düşer düşmez
gece perdeler titrer,
duvarlar fısıldar adını,
ve biz,
sessiz bir ormanın içindeki ağaçlar gibi
yavaşça alev alırız.
Alevin sıcaklığı dudaklarımızda dans eder,
tenimize dolaşır rüzgâr gibi.
Sokak lambaları eğilir üzerimize,
yıldızlar kıskanç bakışlarla süzülür.
Rüzgâr, saçlarını okşar;
her kıvrımında bir ateş saklıdır.
Adını dudaklarımda çiçek açtırarak ,
beklerim ,
her nefes alışımda biraz daha ısınırım.
Sen gelirsin,
ya da gelmezsin,
ve ben hâlâ kibriti tutarım,
gözlerimde siluetini oynatarak.
Alev bir kuş gibi yükselir bazen,
kanat çırpar, dudaklarımızı öper gibi dokunur.
Bazen de usulca iner,
mum ışığının sessiz titremesi gibi,
yavaş ve derin.
Bizim gözlerimizle büyüyen,
bizim nefesimizle yaşayan bir ateş.
Şiirle söndürürüz demiştik ya,
her dize bir damla su gibi,
her kelime bir serin rüzgâr gibi,
ama yine de, her okuduğumuz satır
aşkı biraz daha canlandırır.
Kül rengi gözlerinle karışır,
ve biz yeniden yanarız,
her kıvılcımda biraz daha kendimizi buluruz.
Şehir sessizleşir,
sokak lambaları söner,
gece bizimdir artık.
Bir yağmur damlası düşer çatıdan,
sanki bizim nefesimizi sayar.
Ve biz,
bu küçük ateşin etrafında
düşlerimizi kurarız,
kelimelerle, bakışlarla,
ve küçük kahkahalarla.
Bir gün belki yağmur yağacak,
kibrit sönmeyecek ama ıslanacak kalbimiz.
Ve biz o ıslak şiirleri
ellerimizle kurutacağız,
her sayfada biraz sen, biraz ben
ve biraz da unutulmaz bir kıvılcım.
Bi baksana bana,
kibrit çakayım mı hâlâ?
Çakacağım.
Ve sen istersen,
sonra şiirlerle söndürürüz.
Ama belki de hiç söndürmeyiz,
bu ateş biz okudukça, konuştukça,
her dizeyle biraz daha büyür,
her nefeste biraz daha yakar,
ve biz,
küllerimizle birbirimizi
yeniden buluruz.
Hüseyin Erdinç
5.0
100% (1)