2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma
Vicdanın Hükmü
İnsanın en büyük hapishanesi vicdanıdır.
Duvarları taştan değildir ama hiçbir taş bu kadar ağır değildir.
Kapıları kilitli değildir ama hiçbir anahtar onu açamaz.
Gardiyanı başkası değildir; insanın kendi gözleri, kendi susuşlarıdır.
Bu mahkemede saat işlemez, zaman delil sayılmaz.
Yıllar geçse de bir bakışın ağırlığı eksilmez omuzlardan.
Unutuldu sanılan her söz, gecenin en sessiz yerinde ayağa kalkar
ve insanın karşısına, en tanıdık yüzüyle dikilir.
Vicdan konuştuğunda savunma hakkı yoktur.
Bahaneler kelime olmaktan çıkar, toz gibi dağılır.
Haklılık, yalnız kalınca anlamını yitirir.
Çünkü bu salonda alkış yoktur, tanık yoktur, kaçış yoktur.
Bir iyiliği yapmadığın günler gelir sıraya girer,
bir özrü ertelediğin anlar tek tek okunur yüzüne.
Kimse duymamıştır ama vicdan hepsini kaydetmiştir.
İnsan en çok sessiz kaldığı yerden mahkûm olur.
Ne makam kurtarır burada, ne kalabalıklar.
Ne güçlü sözler ne yüksek sesler hafifletir cezayı.
Çünkü vicdan adildir ama merhametsizdir;
hakikati geciktirmez, eğip bükmez, unutmaz.
Bazıları bu mahkemeden kaçtığını sanır.
Gülüşlerle, kalabalıklarla, başarılarla örter kapıyı.
Oysa vicdan bekler; sabırlıdır, suskundur, derindir.
Ve insan en yorgun anında çıkar karşısına.
İşte o an anlar insan,
en ağır cezanın zincir olmadığını.
En karanlık hücrenin karanlık bir oda değil,
kendi içi olduğunu.
Bu yüzden insanı yıkan şey başına gelenler değildir.
Yapmadıklarıdır, söylemedikleridir, görüp de sustuklarıdır.
Ve insan, kendine hesap vermeyi öğrenmediği sürece
hiçbir kapıdan gerçekten özgür çıkamaz.
Çünkü insanın en büyük hapishanesi vicdanıdır
ve o hapishaneden yalnızca yüzleşenler tahliye edilir.
Mehmet bidlir
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.