0
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
186
Okunma
Karanlığın ince bir ipliğe dizildiği vakitlerdeyim yine
Bir çocukluk ağrısı sızıyor içimden
adını bilmediğim bir geceye dönüşerek
Gözlerimin içini oyalayan bir rüzgar var
sanki eski bir defterin arasına sıkışmış
yırtılmış bir fotoğraf parçası
Üzerinde kimse yok
herkes gitmiş
Ben bu şehrin unutulmuş eşyalar kutusuyum artık
Kırık bir oyuncağım
paslanmış bir anahtar
kendine bile açılmayan bir kapının omzunda
solmuş bir menekşe lekesi
Kendime bir sığınak ararken
hep aynı yokuşa çıkıyorum
İnsan
kendi küllerine bile alışıyor bir süre sonra
Ağrılar da birer evcil hayvana dönüşüyor
usul usul kucağına kıvrılıyor insanın
Sensizliğin göğsümde bıraktığı yeşil izleri
kimseye anlatamadım
Kendime bile itiraf edemedim
gözlerimin geceye erken kapandığını
Bir çocuğun kırık oyuncaklarını saklaması gibi
sakladım seni içimde
Kimse görmesin
kimse dokunmasın
kimse benim kadar sevmesin diye
Sonra anladım ki
her insan kendi karanlığının yetimiymiş
Ve bazı yaslar
kimsenin omzuna yaslanmazmış.
Şimdi göğe bakıyorum
Bulutları yokluyorum
Birazdan yağacak olan o kırkikindiye soruyorum
Ben mi daha çok yoruldum hayatta
yoksa hayat mı benden?
Cevap hiç değişmiyor
Gökyüzü susuyor
Ben
içimdeki en eski yarayı
tamamen unutmak isterken
yeniden hatırlıyorum.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.