0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
116
Okunma
Şehrin damarlarında atan, kesik ve hızlı bir ritim,
Erken uyanmış bir korna, telaşlı bir adım sesleri.
Demir tekerleklerin rayda çıkardığı o ince kıtırtısı,
Ve camın arkasından sızan satıcının nâğmeleri.
Fırından yayılan buğday kokusuyla karışık,
Çöp kamyonunun hantal, metalik uğultusu yanık.
Bir annenin çocuğuna seslenişi, şefkatle kısık,
Ve karşı binadan gelen kemanın hüzünlü kuğultusu.
İki yaşlı amcanın bankta, geçmişten sohbeti,
Genç bir motorcunun gazı kökleyip geçişi.
Betonun ortasında yeşeren inatçı bir çiçek gibi,
Hayatın her anını anlatan hızlı bir deyişi.
Güneş tepeye vurduğunda, gürültü bir orkestra olur,
İş makinelerinin vuruşu, çekiçlerin takırtısı.
Bir seyyar satıcının sesi cılız, ama umutla dolu,
"Taze simit var!" diye yankılanan tatlı söyleyişi.
Akşamüstü çökerken, sesler yavaşça dinlenir,
Geride kalan köpek havlaması ve uzak bir siren verir.
Bu büyük karmaşa, bu bitmeyen döngü gizlenir,
Sokak sesleri; yaşamın kendisi, her şeyi özetlemiş daha ne demeli.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.