2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
141
Okunma
Bir haber düştü ki, yaktı bağrımı,
O yâr ki benimle kurardı yarını.
Beyazlar giymiş, gelin olmuş şimdi,
Bana kalan hüzün, dertli bir şimdi.
Gözümde tütüyor o eski günler,
Sözümüz vardı, o sade evler.
Ama araya girdi, o keskin para,
Çizdi aramızda derin bir kara.
Ben fakir bir ozan, cebimde rüzgar,
Gönlümde dev bir aşk, tenimde bahar.
O ise seçti, o zengin elleri,
Işıldayan sofraları, yaldızlı yolları.
Bir bilezik susturdu, binlerce sözü,
Kapattı kalbimin bakmaya doymadığı yüzü.
Oysaki benim şiirim, aşkım ölümsüzdü,
Onun terazisinde pulluksuzdu, hükümsüzdü.
Şimdi diyorlar ki: "Umursamaz ol! Bırak!
Geçer bu sızı, kapanır bu ırak."
Ne bilsinler, bu kalp sadece onunla çarptı,
Ne bilsinler, bu ayrılık beni haraptı.
Ne çare, ne çare, yazılmış kader,
Elveda sevgili, elveda keder.
Sen şimdi köşklerde, ben eski bir handa,
İki yabancıyız, aynı dünyanın ufkunda.
Mutluluk senin olsun, o ihtişam senin,
Benim payıma düştü bu derin hüzün.
Gözyaşım yağmur olsun, yağsın üzerine,
Belki anlarsın bir gün, o sahte zengin üzerine
Kurulan hayatın, ne denli boş olduğunu.
Benim aşkım, bu dizesi bozuk şiirde durur,
Senin tercihin, o pırıltılı, soğuk bir huzur.
Git, sevgilim, git, ben bu yolda yalnızım,
Bana kalan, bir ayrılık türküsü, yarım sesim.
5.0
100% (2)