0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
80
Okunma
Biliyor musun baba ? burada yağmur yağıyor.
Gözlerimin hüzünlü çukurlarında birikmiş damlalar gibi.
Sokaktayım , şemsiyemi almayı unutmuşum.
Islandım ,çok üşüdüm baba.
Ne havanın soğuğu, ne de yüzüme çarpan yağmur beni üşütmüyor.
Senin yokluğunda üşüdüğüm kadar
Sonbahar, bir mevsim… Yılın üç ayı.
Ama benim yüreğim hep hazan , hep hüzün yılın her zamanı.
Kurumuş yapraklar, yağmur suyuyla sürükleniyor sokaklarda.
Senin yokluğunda geçip giden zaman gibi.
Senin yokluğunda savrulduğum gibi.
Kuşlar çatıların altına sığınmış.
Ama , benim sığınacak kimsem kalmadı,
Sen gittikten sonra baba .
Yanımda olsaydın, göğsüne yaslanabilseydim
Doya doya kokunu çekseydim içime.
Şimdi yoksun ve ben seni çok özlüyorum baba.
Aylardan kasım , aralık ; günlerden salı, cuma farketmiyor ki,
Ben senin gittiğin eylül’de kaldım.
Her köşe başında seni görecekmişim gibi .
Çünkü hâlâ, hâlâ gittiğine inanamıyorum.
Seninle son telefonda konuşmamız kulaklarımda:
“Nasılsın kızım?” deyip beni merak etmiştin.
“Yakın olsa da İstanbul gurbet " demiştin.
Oysa ki benim gurbetim senmişsin,
Gurbetliğim sanaymış.
Benimde sayılı nefeslerim var baba.
Bir gün sana kavuşmak için...
Nejla Turan
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.