3
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
153
Okunma
Siyah topraklardan fışkıran bir efsane,
Güneşin bile kıskandığı o nadir manzara.
Gördüm seni, o an durdu zamanın akışı,
Sıradan değildi bu, bir mucizenin yakarışı.
Gözlerin yarım kalan bir şiirin dizesi,
Gülüşün kalbime inen en keskin neşterin vizesi.
Herkes kırmızı arar, bilinmez siyahın sırrı,
Aşk dediğin ya kolaydır, ya da Karagül gibi hırçın.
Zorluyor evren, sınırlar, imkansız diyorlar,
Ama sen yanımdaysan, tüm kurallar yıkılıyorlar.
Karagül, sevginin en güzeli,
Kanatır, dağlar, ama yara izi de özel.
Ne solan bir heves, ne de günlük bir macera,
Sen ömürlük baharım, gönlümdeki tek yara.
Rengi siyah olsa da, anlamı bembeyaz,
Sen benim nadir, ebedi, bitmeyen yaz.
Fırtınalar kopsun, dünya tersine dönsün,
Bu sevda mühürlüdür, asla hiç sönmez.
Anlamazlar bu rengi, derler ki; "Karanlık bu sevgi."
Bilmeyenler ne bilsin, dibindeki o derinliği.
Tıpkı Halfeti gibi, bir tek sende yetişen,
Her zorluğa rağmen, aşkla büyüyüp gelişen.
Her bir dikeninde bin asırlık yemin saklı,
Sana olan hislerim, en çetin taşlardan kat kat kuvvetli.
Kıskanırlar bizi, göremeyenler bu eşsizliği,
Sen ve ben, zamana karşı yazılmış en güzel ezgi.
Gönlümde açtın, kök saldın, imkansızı başardık,
Sadece bakışlarla bile, her engeli aştık.
Sen sadece bir çiçek değilsin, bir yaşam felsefesi.
Ölümden sonra bile sürecek bir sevgi nefesi.
Kırmızı biter, solar, unutulur adı sanı,
Ama Karagül’ün izi, kalır ruhumda sonsuz anı.
Karagül... Sonsuza kadar...
Sen benim, en güzel, en derin, en özel yanımsın.
(Kor)...
5.0
100% (4)