7
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
381
Okunma

Bir çocuğun düşlerinde yağmur nasıl yağar, bilir misin?
İnce ince, gümüş ipliklerle örülmüş bir örtü gibi süzülürdü;
her damla bir keman teli, her şimşek bir kuyruklu yıldız.
Vakit dönünce,
derin bir yaranın kavrukluğuna
çöldeki kaktüsün dikenli gölgesi düşer;
güneş, kırık bir ayna gibi parçalanır tenimde,
her parça bir hatıra,
her yansıma bir hançer.
O kavrukluk,
bir zamanlar bereketli bir nehrin yatağıdır:
şimdi çatlak çömlekler,
kırık testiler;
içlerinde hâlâ bir damla suyun hayali titrer.
Toprak kokar yanık ekmek gibi;
rüzgâr, kül taşıyan bir ağıt gibi uğuldar…
unutulmuş bir şarkı değil bu,
mezar taşına kazınmış
yarım kalmış dua gibi
dudaklarımda donuyor;
ve bu kimsesizlik ebediyen benimle,
söyle,
sen bu sonsuz sessizliğin kaçıncı katmanısın?
Ayfer Aksoy
Bir çocuğun düşlerinde yağmur nasıl yağar, bilir misin?
İnce ince, gümüş ipliklerle örülmüş bir örtü gibi süzülürdü;
her damla bir keman teli, her şimşek bir kuyruklu yıldız.
Vakit dönünce,
derin bir yaranın kavrukluğuna
Çöldeki kaktüsün dikenli gölgesi düşer;
Güneş, kırık bir ayna gibi parçalanır tenimde,
her parça bir hatıra,
her yansıma bir hançer.
O kavrukluk, bir zamanlar bereketli bir nehrin yatağıdır:
şimdi çatlak çömlekler, kırık testiler;
içlerinde hâlâ bir damla suyun hayali titrer.
Toprak kokar yanık ekmek gibi;
rüzgâr, kül taşıyan bir ağıt gibi uğuldar…
unutulmuş bir şarkı değil bu,
mezar taşına kazınmış
yarım kalmış dua gibi
dudaklarımda donuyor;
ve bu kimsesizlik
ebediyen benimle.
söyle,
sen bu sonsuz sessizliğin kaçıncı katmanısın?
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.