(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
RUSAMER – Ruh ve Us Sırra Mazhar Ermişler Rıhtımı Yorum Yapan: Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (nam-ı diğer Celil ÇINKIR) Şiir: Suskunluk Irmağı Şaire Yorum Yapan: Gülüm Çamlısoy Mevzu: Suskunluğun hikmeti, içsel kıyamet, mazlumun feryadı, kul hakkı
Gülüm Hanımefendi,
Sizin yorum, şiirin ruhuna bir sema daha eklemiş; suskunluğu mısra olmaktan çıkarıp tefekküre çevirmiş.
RUSAMER – Ruh ve Us Sırra Mazhar Ermişler Rıhtımı Yorum Yapan: Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (nam-ı diğer Celil ÇINKIR) Şiir: Suskunluk Irmağı Şaire Yorum Yapan: Gülüm Çamlısoy Mevzu: Suskunluğun hikmeti, içsel kıyamet, mazlumun feryadı, kul hakkı
Gülüm Hanımefendi,
Sizin yorum, şiirin ruhuna bir sema daha eklemiş; suskunluğu mısra olmaktan çıkarıp tefekküre çevirmiş.
duygular tekniğine uygun çok güzel bir hece şiirinin dizelerini süslemiş.Ayrıca fon resmide şiiri tamamlamış Beğeniyle okudum. Kaleminiz ve ilhamınız daim olsun değerli şair arkadaşım. Selam saygılar
Bu şiir, tasavvufî bir yolculuğun haritası gibi adeta : Her kıtada bir niyet, bir arzu var; ardından “karşıma” diye biten bir ilâhî bir karşılık Bu yapı, insanın özgür iradesiyle attığı adımların, kaderin dümeninde nasıl yön bulduğunu gösteriyor. “Karşıma” dediğimiz şey, aslında bizim kendi yansımamız değil, bizim yansımamıza verilen ilâhî cevap. Yani evren bize ayna tutmuyor, ayna kırılıyor ve o kırık parçalardan Hakikat’in ışığı süzülüyor aslında
Sen ustura gibi keskin bir niyetle kalkarsan, evren sana feleğin dümenini yıkar – ama bu, senin kibrinin cezası değil, seni uyandıran bir darbe. Sen ebabil kuşları gibi küçük bir öfkeyle kalkarsan, evren sana ilâhî orduyu gönderir – ama bu, seni ezmek için değil, küçüklüğünü hatırlatmak için.
Yani: Bizim yansımamız eşittir niyetimiz, kalkışımız, arzumuz. Karşımıza çıkan o niyetin Hakikat’teki karşılığı. Bu yüzden şiirde “karşıma” hep bir engel gibi görünse de, aslında bir kapı. Engel sandığın şey, senin kendini aştığın yer.
Evren bize yansımamızı göndermez. Bize, yansımamızın ötesine geçmemiz için bir işaret gönderir. Ve o işaret, bazen ustura, bazen gül, bazen suskunluk ırmağı olur.
Gününüz umuda dokunsun. Güzelliği sağlığı mutluluğu huzuru getirsin.. Ustam, bu şiirinizde sanki insanın içini susturup kalbini konuşturmuşsunuz. Yine muazzam dizeler. Tebrik ediyorum gönülden. İlk dizeden itibaren o aynaya ben de baktım. “Benlik aynasından baktığım zaman / Bilenmiş ustura çıkar karşıma” diyorsunuz ya… İşte orada insan bir an duruyor. Çünkü herkesin içinde saklı bir ustura var; kendine acımadan, bahaneleri kesip atan bir ustura. Siz, o keskinliği anlatırken bile zarif kalmayı başarıyorsunuz.
Sonra “Bir gizli güç perde çeker karşıma” diyorsunuz. İşte o perde… Kimi zaman kader, kimi zaman nasip, kimi zaman da haddini bilmekle örülüyor sanki. Biz öğreniyoruz ustam; görmenin değil, görememenin de bir hikmeti olduğunu.
Ebabil kuşlarını anarken, içim titredi. Ne büyük bir uyarı gizli o mısralarda. İnsanın kendi gönül sarayını yıkmaya kalktığında, Mevla’nın nasıl nazik ama sarsıcı bir şekilde “dur” dediğini hatırlattınız bize.
“Delibal’ın aklı aciz kalınca / Suskunluk ırmağı akar karşıma” dediniz ya ustam… İşte o anda şiir susmuyor aslında; bizim içimiz konuşuyor. O ırmak, sadece sessizliğin değil, olgunluğun sesi. Bilenin değil, anlayanın ırmağı.
Kaleminize sağlık ustam. Bu şiir, okuyanı yormadan derinleştiriyor; kendini anlatırken bizi de hesaba çağırıyor. Ve ben her okuyuşumda şunu hissediyorum: Suskunluk bazen bir ırmak değil, bir ayna. O aynada kim cesaretle bakarsa, kendini değil, Hakk’ı görür.
Gönül dolusu selamlar saygılar ustam Hüzünlerden uzak dursun gönül yurdunuz ve kıymet bilenlere emanet yüreğiniz. Umutla..
Ne mutlu bana ki, bir “suskunluk ırmağı”ndan bir damla anlayış taşıyabildiysem size. Zira ben sadece kelamın gölgesinde ısınan bir yolcuyum; siz o kelamın özüne varmış bir ustasınız.
“Her kulun cebinde bir ustura vardır” buyurdunuz… Benim usturam, hayatın pürüzlerine dokunmaya bile çekinir. Korkarım keserim bir duyguyu, bir iyiliği, bir gönlü. Siz ustalarım öğrettiniz bana bazı keskinlikler, ancak merhametle bilenince incitmezmiş.
Ebabil’lere gelince… Evet üstadım, hâlâ uçuyorlar. Belki bizim taşlarımız dua değil artık, ama dillerimizde hâlâ o niyet var: Yüreğe dokunmak, kırmadan, dökmeden.
“Suskunluğun en zoru kendi içinin bağırışına cevap vermemektir” dediniz ya… İşte ben, o sesi susturamayanlardanım. Lakin bazen bir ustanın duası, bir kelimesi, o gürültüyü dinektir insanda. Bugün öyle oldu. Suskunluğumun üstüne bir Kevser serinliği aktı, sayenizde.
“Allah gönlünü yormasın, yolunu daraltmasın” dediniz… Bunu bütün kalbimle diliyorum. Âmin, bin kere âmin. Ve ben de o duayı size geri sararak sunuyorum: Kaleminize dert değil, ilham; kalbinize yük değil, nur dolsun.
Bir çay borcum olduğunu söylüyorsunuz olsun, gönül demliği hep sıcaktır. Yinede herşey kısmet diyelim. Sükûtun bereketi üzerinize olsun..
Ne mutlu bana ki, bir “suskunluk ırmağı”ndan bir damla anlayış taşıyabildiysem size. Zira ben sadece kelamın gölgesinde ısınan bir yolcuyum; siz o kelamın özüne varmış bir ustasınız.
“Her kulun cebinde bir ustura vardır” buyurdunuz… Benim usturam, hayatın pürüzlerine dokunmaya bile çekinir. Korkarım keserim bir duyguyu, bir iyiliği, bir gönlü. Siz ustalarım öğrettiniz bana bazı keskinlikler, ancak merhametle bilenince incitmezmiş.
Ebabil’lere gelince… Evet üstadım, hâlâ uçuyorlar. Belki bizim taşlarımız dua değil artık, ama dillerimizde hâlâ o niyet var: Yüreğe dokunmak, kırmadan, dökmeden.
“Suskunluğun en zoru kendi içinin bağırışına cevap vermemektir” dediniz ya… İşte ben, o sesi susturamayanlardanım. Lakin bazen bir ustanın duası, bir kelimesi, o gürültüyü dinektir insanda. Bugün öyle oldu. Suskunluğumun üstüne bir Kevser serinliği aktı, sayenizde.
“Allah gönlünü yormasın, yolunu daraltmasın” dediniz… Bunu bütün kalbimle diliyorum. Âmin, bin kere âmin. Ve ben de o duayı size geri sararak sunuyorum: Kaleminize dert değil, ilham; kalbinize yük değil, nur dolsun.
Bir çay borcum olduğunu söylüyorsunuz olsun, gönül demliği hep sıcaktır. Yinede herşey kısmet diyelim. Sükûtun bereketi üzerinize olsun..
Sözünüz pir nefesi gibi geldi — Hamdolsun; sabrı çörek otu misali ektik, şifa niyetine kelimeler bitti dalında.
“Pişmekle aş olur koruk” dediniz ya… Hele ki bizim memlekette, koruk olmadan üzüm olunmuyor, üzüm olmadan pekmez kaynamıyor, pekmez kaynamadan da gönül tatlanmıyor. Amma velâkin… fırsatını bulan ego, tülbent altından bile köpürmeyi beceriyor.
Nefis sınavı dediniz — doğru söz: Kimisi dünyayı tavaf eder murat bulamaz, kimisi diz çöker bir secdede bütün yolu yürür.
Sözünüz pir nefesi gibi geldi — Hamdolsun; sabrı çörek otu misali ektik, şifa niyetine kelimeler bitti dalında.
“Pişmekle aş olur koruk” dediniz ya… Hele ki bizim memlekette, koruk olmadan üzüm olunmuyor, üzüm olmadan pekmez kaynamıyor, pekmez kaynamadan da gönül tatlanmıyor. Amma velâkin… fırsatını bulan ego, tülbent altından bile köpürmeyi beceriyor.
Nefis sınavı dediniz — doğru söz: Kimisi dünyayı tavaf eder murat bulamaz, kimisi diz çöker bir secdede bütün yolu yürür.
Sözünüz pir nefesi gibi geldi — Hamdolsun; sabrı çörek otu misali ektik, şifa niyetine kelimeler bitti dalında.
“Pişmekle aş olur koruk” dediniz ya… Hele ki bizim memlekette, koruk olmadan üzüm olunmuyor, üzüm olmadan pekmez kaynamıyor, pekmez kaynamadan da gönül tatlanmıyor. Amma velâkin… fırsatını bulan ego, tülbent altından bile köpürmeyi beceriyor.
Nefis sınavı dediniz — doğru söz: Kimisi dünyayı tavaf eder murat bulamaz, kimisi diz çöker bir secdede bütün yolu yürür.
Sözünüz pir nefesi gibi geldi — Hamdolsun; sabrı çörek otu misali ektik, şifa niyetine kelimeler bitti dalında.
“Pişmekle aş olur koruk” dediniz ya… Hele ki bizim memlekette, koruk olmadan üzüm olunmuyor, üzüm olmadan pekmez kaynamıyor, pekmez kaynamadan da gönül tatlanmıyor. Amma velâkin… fırsatını bulan ego, tülbent altından bile köpürmeyi beceriyor.
Nefis sınavı dediniz — doğru söz: Kimisi dünyayı tavaf eder murat bulamaz, kimisi diz çöker bir secdede bütün yolu yürür.
Çok nefis, sufi bir yaklaşımla kaleme alınmış bir şiirdi Celil hocam. İbretlik sahneler sunuyor insan denilen varlığa. Benlikten sıyrılan hiçliğe, hiçlikten Rahman'a gidişin yol haritasıydı okuduğum. Gönül sesiniz daim, kaleminiz kavi olsun dileklerimle
RUSAMER – Ruh ve Us Sanatları Araştırma Merkezi Yorum Yapan: Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Mevzu: Sufi nazarla görünen hakikat, yorum teşekkürü ve ince bir muziplik
Aziz Halit Durucan Bey,
Daim olsun o ince gönül gözü, kelamınızda hem letafet hem feraset var.
Benlikten hiçliğe giden yol… Herkes anlatır da herkes yürüyemez. Siz yürüyüşün kokusunu bilmişsiniz belli. Lakin aramızda kalsın; o yolun tabelasını çalmasınlar diye ben bazen toprakla kapatıyorum… Ne olur ne olmaz — modern çağ “yoldan geçen yok mu?” diye navigasyon soruyor zira
Bende ben yoktur diye yola çıktık, meğer ben en arkadan el sallıyormuş…
Lakin iyi ki varsınız, hisseden gönül her dem “ulvî bir sırra vakıf” sayılır. Tespitiniz lezizdir, duanız da kabul olur inşallah.
Hürmetle, muhabbetle Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri namı diğer Celil ÇINKIR
“Benliğin perdesi kalınsa, hakikatin sesi incelir.”
RUSAMER – Ruh ve Us Sanatları Araştırma Merkezi Yorum Yapan: Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Mevzu: Sufi nazarla görünen hakikat, yorum teşekkürü ve ince bir muziplik
Aziz Halit Durucan Bey,
Daim olsun o ince gönül gözü, kelamınızda hem letafet hem feraset var.
Benlikten hiçliğe giden yol… Herkes anlatır da herkes yürüyemez. Siz yürüyüşün kokusunu bilmişsiniz belli. Lakin aramızda kalsın; o yolun tabelasını çalmasınlar diye ben bazen toprakla kapatıyorum… Ne olur ne olmaz — modern çağ “yoldan geçen yok mu?” diye navigasyon soruyor zira
Bende ben yoktur diye yola çıktık, meğer ben en arkadan el sallıyormuş…
Lakin iyi ki varsınız, hisseden gönül her dem “ulvî bir sırra vakıf” sayılır. Tespitiniz lezizdir, duanız da kabul olur inşallah.
Hürmetle, muhabbetle Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri namı diğer Celil ÇINKIR
“Benliğin perdesi kalınsa, hakikatin sesi incelir.”
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.