0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
105
Okunma

Bu gece yine yorgunum,
Kelimeler bile beni terk etti.
Bir çay demledim,
Kokusunda geçmişin gölgeleri dolanıyor.
Bir fotoğraf,
Bir gülüş,
Ve yarısı unutulmuş bir cümle kaldı elimde.
Biliyor musun,
İnsanı en çok yalnızlık değil,
Yanında olması gerekirken uzakta olanlar yorar.
Ben hep bir omuz aradım;
Ama ne zaman biri yanaşsa,
Onun gölgesinde bile üşüdüm.
Bir zamanlar,
Birine “korkma” diyebilmekti en büyük cesaretim.
Şimdi kendime bile “dayan” diyemiyorum.
Zaman geçti, insanlar gitti,
Ve ben hâlâ olduğum yerde,
Bir hatıranın ortasında,
Bir sükûnun kenarında bekliyorum.
Sevgi mi dedin?
O artık başka bir dilde yazılıyor.
Benimkinde yalnızca sessizlik kaldı.
Gözlerim anlatıyor, dudaklarım susuyor,
Kalbim ise hâlâ o eski şarkıda takılı.
Belki bir gün,
Rüzgâr odaya girer,
Perdeyi aralar,
Ve senin adını fısıldar bana.
O vakit anlarım;
Kırıldığım her şey, seni unutmamak içindi.
Ben hâlâ aynı penceredeyim,
Aynı gökyüzüne bakıyorum.
Ay yine bana yabancı,
Yıldızlar suskun,
Ama içimde hâlâ o cümle büyüyor:
“Gitmeseydin, hiçbir şey eksilmeyecekti.”
Ve şimdi…
Bir adım sessizliğe, bir nefes yorgunluğa kaldı benden.
Ne bir sitemim var, ne bir sözüm;
Yalnızca geceyle anlaşan bir kalbim.
Pencere
az açık kalsın, gece girsin içeri.
Dünya dursun biraz, zaman acele etmesin.
Konuşmayalım istersen;
ama susalım beraber.
Susalım…
çünkü kelimeler bizi yaraladı,
çünkü söyleyeceklerimiz artık geç kaldı.
Susalım…
belki bu sessizlikte affeder bizi kalbimiz.
Susalım…
ta ki gözlerimiz anlatana kadar her şeyi.
Ve eğer bir gün biri sorarsa,
“Niye sustular?” diye,
desinler ki:
“Birbirlerini hâlâ seviyorlardı,
ama konuşmaya cesaretleri yoktu.”
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.