0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma
Dört duvar
Bir dört duvar bende,
Eyledim hapishane kendime.
Gardiyan ben, mahkum ben...
Voltam kısa;
Bir adımla vardım kendime,
İkinci adım yine kendim.
Bakışlarım ufukta, yine duvar...
Şiirle oyalanmak istedim,
Başlık yine "BEN",
Benlikten çıkamadım.
Bu sefer, ne olursa olsun
İkinci adımla koşacağım dedim;
Demekle kaldım...
İlerisi zifiri karanlık mı, aydınlık mı?
Yok takat adım atmaya.
Üstü ise kapalı,
El vurmak istedim; bir tok ses...
Meğer derme çatma tahta.
Firar etmem lazım bu hâlden!
Başımı kaldırdım, olmadı...
Başımın değdiği o tahtalar,
Meğer bir makber.
Yatan ben, kalkan ben, mahkum ben...
İliklerime kadar titredim,
Meğer ilik de yok;
Et kemikten uzak bir beden.
Tek bir şey geldi aklıma,
Kurtuluşum... Sevdiğim!
Hani "Sevdiklerinizle berabersiniz" sözü vardı ya,
Aklıma geldi sevdiğim.
O zaman iki adımlık,
Ama bir türlü varamadığım o yol;
Ve bir nur cemali, aydınlık oldu...
Meğer anladım ki kurtuluş,
Sadece sevdiğinle olmakmış.
Korkum yok artık ölümden;
Ölüm, vuslattan öte değilmiş.
Hoş geldin, sefa geldin!
Ölüm denilen o vuslat,
Sana açılan kapıymış
Bu iki metrelik yapı...
5.0
100% (2)