0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
199
Okunma

Sana çok benzeyen bir güle rastladım bugün
Birazcık endişeli, bi kırgın, biraz üzgün...
Ellerinde telaşlı bir Sonbahar sabahı
Dudağında hüzünlü loş bir Eylül Segâh’ı
Bir kaç yorgun güvercin uyuyordu yüzünde
Gözlerden kaybolurken turnalar, gökyüzünde
Pek uzak duruyordu, komşu papatyalardan
Elleri üşüyordu, içine yağan kardan...
Usul usul yaklaştım, yanıbaşına çöktüm
İrkildim kederinden bir an, yüzümü döktüm
Zaman sonra topladım, o mor hüzne alıştım
Sana benzeyen gülle dost olmaya çalıştım
Gözlerinin içine baktım ve gülümsedim
Hafifçe fısıldadım, "merhaba yoldaş" dedim
Bir şey diyecek oldu, sustu gelmedi dile
Bilirim, güller bazen küser kendine bile...
Daha daha sokuldum, biraz dokunmak için
Gönül penceresine kuş olup konmak için
O an kaçmak istedi, tedirgindi, ürkekti
Birazcık sevsem, sanki düşüp can verecekti
Korkma dedim, bir damla elem bulmazsın benden
Seni tanıyorum ben asırlar öncesinden
Sen benim sevdiğimin yakın akrabasısın
Çiçeklerin soylusu, güllerin en hasısın
Cebimde sakladığım umudumu aradım
Senin saçların kokan saçlarını taradım
Derinden bir iç çekti, geçti tüm kırgınlığı
En nihayet kapandı bir sancının günlüğü
Döndük, sarıldık sonra, doyasıya ağlaştık
Sevinçten, mutluluktan kıyasıya ağlaştık...
07.09.2025
S.U.
Serkan Uçar
5.0
100% (1)