1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
306
Okunma
Bir serçe vardı, dalların en ince ucunda,
Kanatları kırılgan, yüreği koca bir dağ.
Ne fırtına dinlerdi, ne de karanlığı,
Çünkü içinde taşıdığı tek şeydi: aşk.
Sevdiğini görünce titrerdi gövdesi,
Küçücük gagasında saklardı büyük sırları.
Her ötüşü, bir şairin dizelerine benzer,
Her kanat çırpışı, bir kavuşmanın duasıydı.
Ama gün gelir, rüzgâr sert eser,
Yuva savrulur, dal kırılır,
Ve serçe anlar: aşk, yalnız sevinç değil,
Kayıpla da büyüyen bir yangındır.
Gözünden süzülen o görünmez yaş,
Bir buğday tanesinden daha hafif,
Ama bir dağdan daha ağırdı.
Çünkü aşkı taşıyordu içinde.
Serçe ağlardı, çünkü aşkı kaybetmek de aşkın bir parçasıydı.
Serçe ağlardı, çünkü sevginin gücü, yokluğun acısında sınanırdı.
Serçe ağlardı, çünkü o damla, gökyüzüne yazılmış en saf sözdü.
Ve anladım:
Bir serçenin gözyaşı, küçücük görünse de,
Bütün dünyayı ayakta tutan şeyin adıdır.
Sevgi, o kadar derindir ki,
Onu en küçük kalpler bile taşıyabilir,
Ama hiçbir gözyaşı, onun ağırlığını silemez.
ZAMAN TÜNELI
28:08:2025
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.