2
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
150
Okunma
"Üşüyen ellerim değildi. Mazimi çalan bu sokakta adımlarım çizilirken sadece düşündüm. Naciz ruhum, bir gün toprak olacağını bile bile her gün daha da erirken, önünde yanıp sönen bu ateşten yollarda ne zaman tükenecekti? Ve hayat, kitaplarda yazılabilecek kadar bir kaç sayfaya yetiyor muydu heybetini anlatmaya? Yalnızca beş harften ibaretken bu heybeti, içinde çalan bu son sessizlik dört harf ölüm hangi mevsimin meyvesi? Hangi şiirin dizesi, hangi şehrin evsizi?.."
...
Sevemem seni gönül sözüm,
saydam bir korku oynadı beni
riyanın en koyu tonu boyadı tenimi
rüyamın en derin sezgisi oyaladı izgimi.
Sevemem seni ceylan gözlüm,
doğan bir güneşi kararttı düşlerimi
batan ayın ışığı izledi nezdimi
kaderime örülü bir giz’di hisleri..
Sevemem seni dingin limanım
ölümü yaşattılar bu haiz sezgine
yaşamı öldürdüler o gecenin izinde
on beş yılın bedeline yatırdılar bu ruhu faize.
Söyle gözlerimden akan im’im, belgim
ben seni nasıl seveyim?..
Sevimsiz bir hengamede dans etmeye alışmış bu yürek.
Şimdi senin de duvarlarına dokunursa
incelteceği ne kalır
kendi tükenmişken?
Keşke bahçemde yetişen ilk çiçeğim olsaydın
belki o zaman yabani otları çiçek sanıp dikenlerine sarılmazdım...
Rüya
5.0
100% (6)