6
Yorum
41
Beğeni
5,0
Puan
306
Okunma
Şiirimin hikayesi ile doğrudan bağlantılı değil.
Ancak şiire müzik ararken şahit olduğum bir takım yayınlar canımı sıktı. Bu konunun gazı içimde kalmasın istedim.
beraberinde düşünce ve hislerimde aradan çıksın istedim.
Mevlana ve Şems: Yüz kızartan aşk hikayesi gibi yayınları yayınlayanlara sesleniyorum.
Daha yumuşak ve sanata basan bir Tanrıya eğilim. Naifliğe bürünmüş Selçuklu izleri. Oradan çıkan bir ruhani anlatım bir biçimdir. Savaş ve hırsı seven yeni oluşuma manidir. İsterler mi ki yıktıkları bir geleneğin izlerini. öyle devam etmiş gelmiş, öz kültürümüzün öksüz parçası. Halen kavgadan uzak anlatım istenmiyor. Ama dünyanın hangi köşesine baksam yüreklere girmişte kendi kanındakilerin yüreğine girememiş anlaşılan. Bir gün gerçek barış dilinde gerçek yerimizi aldığımızda karalama belgeleri de tekrar değerlendirilecek elbette. Şu anda duyduğum bu utancı belki sizlerin de torunlarınız duyabilir bu dünya’da. Ama sizlerin de yanına kalmayacak. Allah’ın sevgili bir kulu o alemde nurla parlatılırken elbet hesap vereceksiniz. Unutmayın bu yazdıklarımı hatırlayın o zaman.
Yaptığınız şey dil, edep, müzik, şiir ve maneviyatın bir arada var olduğu yapıyı yıkmaya yöneliktir.
Ve hatta Anadolu İslam’ının o yumuşak, kapsayıcı damarının kesilme teşebbüsüdür.
Tasavvufun yerine siyasi dogmatik din anlayışını yerleştirme arzusudur.
Ama size soruyorum sopalı tebliğ anlayışınız mı İslam’a faydalı oldu. Yoksa Mevlana’nın o naif anlayışı mı ? daha çok taraftar topladı.
bunu bir kere daha gözden geçirin.
Eğer Türk ve İslam düşmanı değilseniz.
Benim cennetim küçük
büyük melekler gelmez
evim güneşe bakar
selam gönderir size
çamdan dildiğim tahta
kendi yaptığım ranza
güller açar üstünde
Benim yattığım yatak
taban eskimiş kilim
çatlak sevgilim tavan
dizilmiş usta taşlar
benim sevdiğim yuvam
geçmiş hatıra kokar
tütün rengi duvarlar
zaman zaman uğrarlar
hatır sorar ölmüşler
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.