4
Yorum
51
Beğeni
0,0
Puan
332
Okunma
Bu tarzdan hoşlananlara da boş kalmayalım diye yazmış olduğum şiirimdir.
Her ne kadar tam serbest baş tacım olsa da onlara da gönlümüzün
bir yerinde küçükte olsa yer ayıralım :)
Not şiirin çoğu yerinde aruz kalıpları kullanmama rağmen ; şiirde anlamı bozmamak adına
bir takım aruz hatalarını bilerek yaptım. Bu nedenle şiiri serbest şiir kategorisinde tuttum.
İlîm yerde sürgün, yüce cahl üdeba,
Kalem kırdı defter, sükût eyledi bâ.
Kılıç elde olan geçer her makamı,
Edep çekti râhı hezâr inkisârâ.
Mekâm ehlinindir demek bir hayâl,
Liyâkat ararken bulunmaz misâl.
Ki her kim ki sultânın gölgesidir,
O alır mücevher, o sürer kemâl.
Kutsal olur meclis değil, gösteriş âyîn,
Sükût olur hikmet, konuşsa da zâhin.
Velî sanılır nâdan, eğer kisve giyse,
Ki nur arar gözler, görünmezse tâbîn.
Yas tutar mâbed, eğer ki câhil çıka,
Çekilir rahmet, döner fitneye duâ.
Adaletin şekli kalır, rûhu ölür,
Zalîm eğer geçse kürsüye cüda.
Medresede sönmüş ilim kandili,
Cihâl ile dolmuş velî menzili.
Söz âlimden uzak, hevâya yakın,
Ne insaf kalır, ne de hak emeli.
Söz kararır, hikmet olur bir hezeyân,
İlim susar, nâdan olur sadrı devân.
Nice ârif mesti kemâl olsa da kim,
Bir fesâhat satılır bin sefihân.
Sütten sonrasını içer o çocuk, ma’sûr,
Geceye uyanır, gündüzden kaçar, huzûr.
Karanlık sokağa verir gönlünü gizlî,
Ay olur sırdaşı, yıldızlar sunar huzûr.
Söyleyebilmekti hazinemiz, ebed,
Bizi biz eden seste saklıdır meded.
Zor değildi dilde dökülen bu nâğme,
Her kelâmda hayat, her seste ceded.
Türkçe olmayan kelimeler
Sürgün uzaklaştırma, cezalandırma, kovma
Cahl bilgisizlik, cehalet, öğrenilmemişlik
Üdeba edipler, yazarlar, aydınlar
Defter kayıt kitabı, belge, yazmalık
Sükût suskunluk, sessizlik, durgunluk
Bâ kapı, makam, dereke
Râh yol, gidiş, güzergâh
Hezâr binlerce, çokluk, sayı
İnkişâr kırgınlık, incinme, yıkım
Mekâm makam, mertebe, konum
Liyâkat yeterlilik, hak ediş, ehliyet
Misâl örnek, benzerlik, örneklik
Sultân hükümdar, padişah, iktidar
Kemâl olgunluk, yetkinlik, mükemmellik
Mücevher değerli taş, ziynet, kıymetli eşya
Âyîn tören, ibadet, merasim
Zâhin zeki, anlayışlı, kavrayışlı
Velî ermiş, dost (tanrı), evliya
Nâdan cahil, kaba, görgüsüz
Kisve kılık, giysi, dış görünüş
Tâbîn parıltı, yansıma, görünüm
Mâbed ibadethane, tapınak, kutsal yer
Cüda ayrı, uzak, yabancı
Cihâl cehalet, bilgisizlik, körlük
Menzil hedef, varış noktası, konak
Hevâ nefs, tutku, heves
Hezeyân saçmalık, sayıklama, bilinçsizlik
Sadrı devân devanın başı, otorite, iktidar
Fesâhat düzgün konuşma, dil ustalığı, akıcılık
Sefihân sefihler, bohemler, ahlâksızlar
Ma’sûr etkilenmiş, esir, mağdur
Ebed sonsuzluk, zaman dışılık, ölümsüzlük
Meded yardım, destek, çare
Nağme ezgi, melodi, ses
Ced (ceded) atalar, soy, kök