2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
80
Okunma

KIRIK AYNA..
Evde benden başkaları da var.
Mesela dün geceki ben...
Yorgunluğunu bir hırka gibi çıkarmış,
bırakmış koltuğun en yorgun kıvrımına.
Tereddüdü kapı eşiğinde, fısıltısı havada asılı.
Uykusu, okunmamış bir kitabın
hiç gelinmeyecek sayfasında sıkışıp kalmış.
Tanımıyorum onu pek,
yarın sabah tanımayacağım gibi bugünkü beni.
Ve çocukluğum...
Bahçede, paslı bisikletin soğuk selesinde oturuyor hâlâ.
Ayakları pedallara henüz değmiyor.
Güneşe bakıyor gözleri kısık,
ıslak toprak kokusuyla karışık
henüz bilmediği kederin alfabesini heceliyor.
Arada bir dönüp gülümsüyor bana,
sanki kopan zinciri tamir edebilirmişim gibi
anlamadığım, unuttuğum bir dilde teselli veriyor.
Bir de o var, en suskunu, en öfkeli olanı.
İlk hayalini ‘güm!’ diye duvara çarpan ilk gençliğim.
Duvarda o gün bugündür duran bir çatlak,
avucunda hiç yıkanmamış, kurumuş kan izi.
Koridorlarda karşılaşıyoruz bazen, o keskin sessizlikte.
Yüzüme bakmıyor hiç,
sanki o duvar benim yüzüm, o yük benim omuzlarımdaymış gibi
kambur yürüyor.
Hepsi benim, biliyorum.
Aynı bedenin gürültücü kiracıları,
aynı zamanın kayıp sürgünleri.
Geceleri rüyalarımız birbirine çarpıyor koridorlarda,
sabahları hepimizin yorgunluğu
tek bir kahve fincanında demleniyor.
Ama korkuyorum işte bazen...
Bir sabah uyandığımda
bu evde kimseyi bulamamaktan değil.
Asıl korkum; onlardan birinin,
belki de en masumunun,
kapıyı yavaşça yüzüme kapatıp,
“Asıl yabancı sensin,” demesi...
Hasan Belek
13 06 25
Akçay
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.