6
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
115
Okunma

SAHAF DÜKKANI..
Bir sahaf dükkanının loşluğunda buldum onları,
toz zerreciklerinin antik bir dansla süzüldüğü
o ağır ve kutsal havada.
Zamanın yorgun soluğu sinmişti her şeye;
ciltleri dökülen kitaplara, paslı bir madalyona,
ve köşede unutulmuş, pirinç çerçeveli o fotoğrafa.
Bir kadın ve bir adam.
Siyah beyaz bir an’a hapsedilmişler.
Ne gülümsüyorlar, ne de üzgünler.
Sanki fotoğrafçı "çekiyorum" dediği an
akılları başka yerdeymiş.
Adamın ceket yakası hafif kalkık,
kadının eli adamın omzunda;
ne bir ağırlık, ne bir tüy hafifliği,
sadece oraya ait bir el.
Gözleri,
ah o gözleri,
objektife değil,
yaşanacak bir sonraki ana bakıyor sanki,
henüz demlenmemiş bir çaya,
ya da kapıdan girecek bir misafire.
Kimdiniz?
Hangi sabah kahvesinin acı telvesi,
hangi akşam rakısının buğusuydu sohbetiniz?
Kavgalarınız hangi duvarlarda yankılandı,
kahkahalarınız hangi tavanı titretti?
En çok hangi şarkıyı severdiniz,
ve yağmur yağarken,
camın kenarında durup
aynı damlanın yarışını mı izlerdiniz sessizce?
O karton parçası değil avucumdaki,
parmak izlerimin üzerine sinen
yarım kalmış bir cümle,
unutulmuş bir yemin,
belki de hiç edilmemiş bir itiraf.
Sizin bir saniyeniz,
benim bu anıma ağır bir mühür gibi basılıyor.
İki yabancı zamanın arasında görünmez bir köprü,
benim merakım ve sizin suskunluğunuz.
Ve anlıyorum o an.
Anlıyorum ki hayat,
o eski fotoğraf gibi anlardan biriktirilen
ve sonra bir başkasının elinde anlam arayan
tozlu bir albümden ibaret.
Biz de bir gün,
bir başkasının parmak ucunda duran,
sararmış bir anı olacağız belki.
Bakışlarımız, ne bir ağırlık ne bir tüy hafifliği,
öylece duracak bir sonraki meraklı gözü beklerken.
Dükkandan dışarı çıkıyorum.
Akşamın serinliği yüzüme çarpıyor.
Şehrin gürültüsü, insanların telaşı...
Ama artık her yüzde,
her vitrin yansımasında,
bir gün okunmayı bekleyecek
isimsiz bir hikaye arıyorum..
Hasan Belek
12 06 25
Akçay
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.