18
Yorum
62
Beğeni
4,9
Puan
756
Okunma


Kırık Pusulanın İzinde
Hasan, Akçay’ın o sessiz, sakin sahilinde, kırık bir pusula gibi hissediyordu kendini. Yıllar önce, sevdiği kadının anılarıyla dolu bu yerde, şimdi yalnızdı. Meltem rüzgarı, saçlarını okşarken, denizin sonsuz maviliğine bakıyordu. Cebinden çıkardığı eski bir fotoğraf, ona o günleri hatırlatıyordu.
Gülümseyen bir yüz, deniz kenarında çekilmiş bir kare. O gülüş, şimdi sadece hatıralarda yaşıyordu.
Hasan, o günden sonra kaybolmuştu sanki. Pusulası kırılmış, yönünü şaşırmıştı. Akçay’ın sokaklarında dolaşırken, her köşe başında, her kafede, onunla geçirdiği anılar canlanıyordu. Birlikte yürüdükleri sahil yolu, el ele izledikleri gün batımı, paylaştıkları sessiz anlar... Hepsi birer hayalet gibiydi.
Bir gün, sahil kenarında otururken, yanına yaşlı bir adam yaklaştı. Elinde eski, tahta bir pusula tutuyordu. Hasan’a baktı ve "Bazen," dedi, "en büyük kayıplar, bize en değerli şeyleri öğretir. Kırık bir pusula bile, doğru yönü bulmamıza yardımcı olabilir."
Hasan, yaşlı adamın sözleriyle irkildi. Belki de, kaybolduğu bu labirentten çıkmanın bir yolu vardı. Belki de, hatıraların acısıyla değil, güzelliğiyle yaşamalıydı. Tıpkı şiirimde dediğim gibi, Şimdi beni unut, kül olup savrulduğum gibi, rüzgarın önünde, sonsuz bir yolculuğa...
Selâm ve saygılar sunarım
Kırık Pusula..
Yosun tutmuş kuyuların dibinde aradım seni,
sessizliğin çığlık attığı o en karanlık demlerde.
Hiçbir ayrılık, iki kişiyle başlamazmış meğer,
senden kalan o derin boşluğu kucakladım sadece, çaresizce.
Dağların ardında kaybolan bir yankı oldum,
gölgelerin fısıltılarıyla doldu içim usulca, derinden.
Hiç açmamış çiçeklerin solgun yapraklarında adın kazılı,
gözlerimi her kapattığımda,
zaman, kumdan bir kale gibi dağılıyordu ellerimde, acımasızca.
Bazı ruhlar gökyüzüne kanat açar, özgürce yükselir,
bazı ruhlar dipsiz kuyulara dalar, karanlıkta kaybolur.
Yüzüme dokunma, sakın,
orada hâlâ bir "hatıra" kırıntısı var, narin ve solgun, tıpkı eski bir yaprak gibi,
ve senin dokunuşların çoktan geç kaldı, çok uzak, erişilmez.
Bir anıyı sevmekle, bir ruhu yaşatmak arasında sonsuz uçurumlar var,
ben, o uçurumda savruldum, bir yaprak misali, rüzgarın oyuncağı.
Bir saatin tik takında, yalnızlığın ritmiyle,
bir mumun titrek alevinde, umutsuzluğun dansıyla,
bir "belki"nin içinde yankılanan çığlıkta, ıssız ve derin, tarifsiz bir acıyla.
Duyamazsın sen, çünkü kelimelerim değil, sessizliğim konuştu, en derininden.
Bir gece uyandığında içine acı veren o dert, o tarifsiz sızı,
benimle aynı yalnızlığı taşısın, ve sonsuz ve acı, bir ömür boyu.
Çünkü sevda, bazı yüreklerde şafak söktürmez artık, karanlığa mahkum eder.
Bazı yüreklerde zaman bile durur, öylece kalır, donmuş bir an gibi.
Ve bazı suskunluklar, sonsuzluğa uzanır, dipsiz bir kuyu gibi, hiç bitmeyen.
Şimdi beni unut, kül olup savrulduğum gibi, rüzgarın önünde, sonsuz bir yolculuğa..
Hasan Belek
12 04 25
Akçay
ŞİİRİMİ GÜNÜN ŞİİRİNE LAYIK GÖREN
TÜM DOSTLARA, EN DERİN TEŞEKKÜRLER SUNARIM. SELÂM VE SAYGILAR SUNARIM...
5.0
96% (27)
1.0
4% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.