yoğun bakımsız alışkanlık-hacıyatmaz el ve dudak tiryakiliği gayri ihtiyari
eklembacaklı zar kanatlı -uç -uç sıçra!..
bir değil, üç beş tüken- O/rijin de yenil/en-yeniden kafanın doğrultusun da
E(n) sonsuzluğunda...
halil kıvrık-21.haziran 2008
Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu güzel dizeleri sayfanızda kaçırmış olsaydım üzülürdüm....bir emeğin karşılı ğı kutlamaktır,takdir etmektir....sanat adına kutluyorum bu dizeleri yüreğinize sağlık...kaleminiz daim olsun...
Çok affedersiniz Hocam..dizginliyemedim kendimi..Ben bir düşgezginiyim..uzun bir zamanım 25. saatlerde geçiyor..Neden mi? günün ortalama saatlerinde güneş sırtımdan vuruyor..gölgem upuzun yerlerde boylu boyunca..boyumun ,nerdeyse 3 katı..sevineyim mi ,üzüleyim mi ,bilmiyorum......! onun içindir ki, 25.saati çok seviyorum..orada beni sevenler de çok...Aşkın iz düşümünü bırakıyoruz su geçirmeyen saatlere..
İkinci kez onur verdiniz hocam..sevgilerim,saygılarım her daim..
Çok affedersiniz Hocam..dizginliyemedim kendimi..Ben bir düşgezginiyim..uzun bir zamanım 25. saatlerde geçiyor..Neden mi? günün ortalama saatlerinde güneş sırtımdan vuruyor..gölgem upuzun yerlerde boylu boyunca..boyumun ,nerdeyse 3 katı..sevineyim mi ,üzüleyim mi ,bilmiyorum......! onun içindir ki, 25.saati çok seviyorum..orada beni sevenler de çok...Aşkın iz düşümünü bırakıyoruz su geçirmeyen saatlere..
İkinci kez onur verdiniz hocam..sevgilerim,saygılarım her daim..
Zaman; dün ile bugünün-ekmek arası geçmişte kalan yirmi üç küsur
saat artı tortu
üç öğün akşamdan artan öğle yemeği olası ki ! gelecekte muzdarip ise , şimdiki övünçten. soğuk sote
kulaklar sağır gözler bir noktada perde indi
imdi, imbikte buğu daraldı dar vakit de latife
nasıl bekle demezsin yirmibeşinci saate
yoğunbakımsız
alışkanlık-hacıyatmaz
el ve dudak tiryakiliği gayri ihtiyari
eklembacaklı zar kanatllı -uç.-uç
sıçra
bir değil, üç beş
tüken.O/rijin de
yenil/en-yeniden
kafanın doğrultusun da E(n) sonsuzluğunda... ...............................bu güzel şiirini kutlarım .
Şiir üzerine söyleyeceklerimiz, ne ilk nede son olacaktır. Konuşma, düşünme, ifade edebilme insanlara özgüdür. Konuşma insanlara has olduğundan, daha güzelini arama devam edip gidecektir. Şiir sanatı ve şiir insanlık kadar eskidir. Aristo dan bu yana poetika ların olduğu bilinmektedir.
Şiirle uğraşanlar, şiir severler, güzelliğin müntesipleri ne yaptıklarını ne ile uğraştıklarını açıklamak isteyecekleri gibi bunu laf ebeliği olarak da görenler olacaktır. Oysa alanı geniş tutmak, ürünün hatta edebiyatın tüm yönleriyle ilgilenmek şairin gücünü, ufuk genişliğini göstermez mi. Tarihlerini kültürlerini, medeniyetlerini tanımayanların eserlerinin ne kadar kendileri oldukları tartışılır. Sanat, edebiyat, düşünce tarihi, verilen eserler kendine mutlaka bir referans arar. Kültür alt yapısı kendi özünün dışına dayananlar, kökleri başka yerden gelenler, beğenmediklerini hor görecekler, yıkmaya çalışacaklardır. Yaptıklarına yenilik deyip duracaklar, marifetsizliklerini marifet zannedeceklerdir. Şu anda ve bazen, divan şiirine yapılan haksızlıklar gibi. Oysa bu yazımızda biz bile yeniliği savunmaktayız.
Sanat dallarının birbirinden etkilenmediklerini söylemek tutarsızlık olur. Müzik resim, roman mimarlığın yanında şiirin yanında kendine has, naif yönlerinin olduğunu görüyoruz. Şiir muhabbettir mayası sevgi olan, insanları birbirine çeken şeydir sevgi. İnsanoğlunun en çok muhtaç olduğu değer. Karşılıksız yada karşılıklı, Tüm ademoğlunun peşinden koşturduğu, uğrun uğrun aradığı şey sevgi, muhabbet.
Merhamet, sevgi ve aşkın dışındaki diğer duyguların kin, nefret, hiciv, küfür vb ile övünmenin bile fıtri olmadığını ( bu duygularla insani hayat inşa edilemeyeceğini ) söylemek doğru olur zannederim. Kaldırımlardaki, kahvehanelerdeki, stadyumlardaki, sinemalardaki, köşebaşlarında oturmuş yada ayakta yığın yığın kalabalıkların aradığı tek şey sevilmek, evet sevilmek ve takdir edilmektir. Ama bu sevme şeklinde tezahür eder. Kendilerini tek tük parklara atan yaşlıların çoğu bu savaşın yenilmişleridir. Huzurevleri mesela Genç nesillerine sevgiyi aşkı şiiri anlatamayanların, bundan korkanların sonu. Yalnızlığın bir tarafa atılmışlığın adı huzur evleri. Huzur vermeyenler huzur alamazlar. Sevgi vermeyenler sevgi alamazlar. Bizim anlayışımızda huzurevleri yoktur aslında.
işte bu güzel dostum işte bu şiir, şairin gövde göstersinde bir zaman kocaman bir şiir. büyük insanlıkdan küçük zamanlar ve en ler boylarını arşın bezine sarmışların dünyasında seni seviyorum dost. hep yaz emi ama böyle emekle ve özümseyerek hep yaz hep böyle yaz. sevgimdesin dost...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.