5
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
191
Okunma
Sepya rengi hüzünleri saklayıp örülmüş saçlarına,
Gidiyorum..
Bir sonbahar sendromu değil bu
Katilim sensin,
Biliyorum..
Geceye öykünmüş saçlarım urgan bir bulut sarmalına,
git,
giderken yağmurları bırak
arz ile arş’ın tutuştuğu sırlı aralığa..
Ve sen kal,
aşkın şerefine kırk gün yağsa yağmur
Kırkbirinci gün kalbim tutulur
Göz göze öldüğümüz o bulut sarmalından
Süzülürüm
Geceye öykünmüş saçlarına tutunarak.
Arz ile arş arasında,
Her yer kuru, her yer kurak..
Sağanak altında kirpiklerime tutunur bir damla umman, Vahasını kurutmuş Sahrayken
kendime nazım geçmez de gidemem…
Kırkı çıkmış matemi soyar gözlerimden yağmur…
Git...
Ama yine gel.
Bir yağmur damlasıyla, bir bulut saflığıyla.
Bir fincan kahve hatrına kırk yıllık bu matemin
Kırkbirinci yılı düğün dernektir.
Benim arz’ımla senin arş’ının gerdeğiyle
Nihayete erer bu şenlik..
Yabancı değilsin halbuki;
Çırılçıplak duygular, tam senlik, gel…
5.0
100% (8)