2
Yorum
22
Beğeni
0,0
Puan
349
Okunma
şimdi aşk…
içinde in cin top oynayan perili bir köşk
ürkünç, netameli bir ürperti
tel çit çekilmiş bahçesini diz boyu vahşi ot sarmış
kalın tahtalar çivilenmiş pencerelerine
bir zaman sıcacık bir gülümseyişle açılan o ahşap işlemeli kapıda
üzgün el sallayışlar kalmış
boyası kabuklaşmış duvarlarda lime lime hüzün
örümcek ağı kaplamış koridorlarda puslu anılar kol geziyor
bir yüz görümlüğü görebilmek için
kahırla çarpıp çıktığım o kapıları yine tıklatsam
bir yaranın kabuğuna dokunur gibi
dokunsam anıların sepya tenine
acır mı o naftalin kokulu duygular
o s’isli zamanın eşiğine usulca bir adım atıp
ellerimin en mahcup yanı ile okşasam lepiska saçlı anıları
ürker mi o ertelenmiş hisler
ağlar mı tırabzanlarda unuttuğum parmak izleri
ya da…
geldiğim gibi
sessizce geri gitsem
gıcırdar mı verandanın merdivenleri