“Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim.”
Ahmet Arif
Ateş etmeyin silahsızım...
Öyle dev adımlarla gelmeyin üstüme üstüme
Suçsuzum…
Kerbelada Hüseyin, sunakta İsmail kadar
Suçsuzum…
Ben başlatmadım bu kan sarhoşluğunu
O sürme gözlü
çocukları
Göğ ekin gibi ben biçmedim
O buğday başağı gibi esmer
kadınları
Ben utandırmadım
kadınlığından
Suçsuzum
Sizin kadar suçlu
Sizin kadar suçsuzum
Ki… Kimi dinlesen kanatsız melek
Kime sorsan
barış havarisi
Oysa… Herkes bu suçun suçlusu
Herkes bu
cehennemin iblisi
Pusulası kırılmış, haritası yırtılmış
Yaban bir rüzgarım ben
Vakitsiz
ölümler bırakıp ardımda
Acının anayurdundan geldim
Sayın ki kanadı kırık bir kuş
Sayın ki yuvası bozulmuş karıncayım
Bilseniz ne acılar eskittim enkaza dönmüş
O kadim şehirlerde
Her bomba kahrından parçalanırken Gazze’de
Ne canlar yitirdim moloz yığınları arasında
K o r k m a y ı n
Prometheus gibi ateş çalmam
güneşinizden
Karabasan gibi çökmem yaldızlı düşlerinize
Markalı kıyafetlerinizi giymem
Elit caddelerinizde gezmem
O pek övündüğünüz diplomanızı
Tozlu ellerimle duvardan indirmem
Döküp alnımın terini
Söküp bileğimin gücünü
Tarlanıza çiftçi
Evinize hizmetçi
Fabrikanıza bekçi olmaya geldim
Gözlerinizi kamaştıracak ne bir hayalim
Nede tozpembe bir rüyam var
Siz yine de paldır küldür girmeyin rüyalarıma
Rüyalarımda enkaz altında uyuyan
çocuk uykuları
Eli kınalı
anne ağıtları var
Dön demeyin
Dönemem…
Pusudadır
gül kasapları
Pusudadır dokuz kavmin çağdaş barbarları
Bir kuru canım kaldı almadıkları
Birde heybemde şiir kırıntıları
Şiirler ki... Hepsi şark çıbanı
Hepsi ağır mı ağır…
Bağıra bağıra okuyorum
Kulağınız mı, yüreğiniz mi sağır