2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
543
Okunma

BEN BUYUM
İyi biriyim aslında.
Samimiyetim, dürüstlüğüm, mertliğim ve duygusallığım olmasa belki de çok daha kolay yaşardım.
Dostluğum, yarası olan bir dosta ilaç gibidir.
Hataları görmezden gelmeyi bilirim; affetmesini de…
Ama hata yaptığımda özür dilemeyi de bilirim.
Ne var ki “kadim dost” dediğim biri kişiliğime dokunacak bir yanlış yaptığında, işte o zaman bıçak kemiğe dayanır; dostluk bir anda düşmanlığa evrilir.
Muziplik de yaparım, gülmesini bilene.
Hele birini çok sevmişsem, yeri gelir maymunluk bile yaparım.
Biraz huysuzum, en çok da kırılgan.
Hata yapılmadıkça hiçbir şeyi dert etmem.
İncinebilirim, kırılabilirim; ama kırıldığım yerden doğrulmasını da bilirim. Kin tutmam.
Öfkemi anında kusar, geçerim.
Küfür ettiğim de olur; dobralığımdandır.
Ağzı bozuk sanılmasın, beni tanıyanlar ne kadar centilmen, ne kadar saygın ve müşfik biri olduğumu bilir.
Hayatta mutluluktan payıma düşeni almaya çalışırım.
Bunu başardığım zamanlar da olmuştur.
Ama en çok mutsuzluklarımı kimseye yansıtmadan kendi içimde yaşarım.
Tesadüflere bayılırım.
Çünkü tesadüfler, hayatın en hormonsuz gerçekleridir.
Tesadüfen yaşama merhaba dememiz gibi…
Tesadüfen anne, tesadüfen baba, tesadüfen okul, iş, arkadaş ve hayat arkadaşı…
Tesadüfen gelen, organik olan, akmayan ve kokmayan zenginlik de beni anlatır sanki.
Yaşama farkında olmadan “merhaba” demişsem, bunun bir sebebi vardır derim.
Adam gibi yaşamaya çalışırım.
Kazanmayacak, yemeyecek, içmeyecek, gezmeyecek ve gereğini yaparak hayata katkı sağlamayacaksam, insan olmanın da bir anlamı yoktur.
Fotosentez ne güne duruyor?
Gider otgiller ailesine üyelik kaydımı yaptırır, ot gibi yaşar, saman gibi giderim.
O yüzden günümü gün ederim; dolu dolu yaşarım.
Boş zamanlarımda iyi kitap okurum.
Şiir yazarım, öykü yazarım; nesirlerim de vardır elbet.
Ama en çok mektup yazarım.
Bazen kendime bile…
Boş geçen zamanı ömürden saymam.
Hiçbir şey bulamazsam bir dostla tavla oynarım.
Nefret ettiğim tek şey vardır: Yalan.
Birisi bir kere yalan söylesin, kim olduğu hiç önemli değildir.
Annem olur, babam olur, eşim olur, evladım olur…
Gözümde tüm değerini yitirir.
“Bir daha asla” derim, gerisi Allah kerim.
Zekiyim kendimce.
Biri benim zekâmı hafife almaya görsün; yatar kalkar Allah’a dua ederim: “Ya Rab, bu zavallı kulunu benim zekâmdan nasiplendirme.”
Zekâsızlıktan, cahillikten, gericilikten, hayatın dışında kalmış, paylaşım yoksunu insanlardan hoşlanmam.
İlginçtir, cahili de iyi hissederim.
Bu yönümü de severim.
Bazen bu insanlar beni kullanmaya çalışır.
Bir defaya mahsus koz veririm.
İşte o an “Allaaaah” derim.
Bu huyumu da severim.
Her şey bir yana, “dost” dediğimi gerçekten çok severim.
Aşık olmasını da bilirim.
Ama aşk kusur kaldırmaz.
Kusurlu aşktan nefret ederim.
Birini ya hiç sevmem ya da sevmişsem sonuna kadar severim.
Aşık olurken sadece severim.
Seviyorsam vefalı olur, sevgiyi başka hesaplarla kirletmem.
Aksi bir sevgi yaşıyorsam, işte tam da bu yüzden sevgiden bile nefret ederim.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)