2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
549
Okunma
Dünyanın eksenine bir seni koyup tavaf etmişken
Ateşe yazgılı pervaneler misali dönmüşüm etrafında bilmeden
Ellerini sımsıkı tutmak için mücadele ederken
Ellerimin arasından kuş gibi uçmayı seçtin sen
Nedenlerini hiç sorgulamamıştım üstelik bu gidişinin
İçimdeki cevapları hep seni haklı çıkarmaya yordum
Zannettiğim her şeyi yokluğuna koyup da gittin
Enkaz altında şimdi şehir senin işgalinden çıkan
Nasıl yol alacağını bilmeden yine de sana gelme isteği
İsyan mı? Hayır değil tabi ki;
Sadece ince bir sitem çaresizliğime
Zor mu ki artık yeniden yenilenerek yol almak
İstenmeyenleri arkada bırakmak
Başımda yine deli bir rüzgar zamansız sam yeli gibi esmek
Yine içim sıra ismin dudaklarımda bak hisset, duy
Zürriyetimin teslimiyeti yine sanadır benim
Sen say ki şimdi yokluğun başımın belası
Ceplerimde beş kuruş yok o denli muhtaçlık hissi
Umuda fakirim gittiğin günden beri
Kalbimde ağrıyan yokluğun bir ölüm sebebi
Hiç takati olmayan bir güne düştüm
Erittim avuçlarımda yüzüne düşen güneşi
Suretin şimdi başlı başına bir intihar şekli
Nereye baksam neye dokunsam
Dört başı mahmur kor aşk ateşi
Cümlelerde saklı şimdi o telaffuz edilmeyen naralar
Dolup taşar bir Haziran’da yokluk haresi
Hiç mi diyesim var hiç mi sevmedin?
Ey bahtımın gün görmemiş güneşi, hüznü ,çilesi
Nice dehliz sokaklarda sana geldim ben
Bilinmeyen bir denklemi çözer gibi
Keyf-i alemi seyre daldım gözlerinde
Finali vuslattı ben aldırmadım yine de
Senle bir günümü bir ömre bedel bildim
Ödül bildim, mucizem dedim
Sen say ki şimdi yokluğun başımın belası
Bilme yine de ecele yürüdüğüm anları
Ölümün diğer adının da sensizlik olduğunu
Sen say ki mutluluğa acı tebessümünsün
En güzel halimle hatırla beni
Bilmesin yüreğin ezginliğimi.
5.0
100% (5)