0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
575
Okunma

GÖĞÜN PÖRSÜMÜŞ MEMESİ
Göğün pörsümüş memesinden emiyorum sensizliği,
acı sütü kadına bal,
bana baldıran sanki.
Mevsimler kurak geçmedi hiç böylesine.
Sensizliğin tek damlası bile düşseydi yüreğime,
belki kramplar girmezdi göğsüme.
Oracıkta ölür,
hissetmezdim yokluğunu.
İçimden geçirerek en coşkun nehirler,
tekrar tekrar yeşertirdim sahraları.
Yoksa sen,
dolu mu sandın göğün pörsümüş memesini?
Gök gürültüsüne aldanma sakın.
Şimşekler ulu orta çakıp duruyor tepemizde;
inan ki sadece kuru gürültü.
Nemrut yaşasaydı şayet böylesi güzel bir aşka,
o bile hayıflanırdı,
toprakla suyun ayrılığına hayıflanır gibi.
Hem su yetiştirseydi insanı,
adam gibi adamlar yetişirdi Çukurova.
Debdebeli akan Seyhan ve Ceyhan,
toprağın ana,
ana’nın ise kadın olduğu bilinciyle
“Biz Adanalıyıh, Allah’ın adamıyıh” deyip de
godu mu oturmazdı kadınları?
Ya da coşkun akan Fıratıyla,
Keban mesela,
suyu yetiştirseydi insanı,
adam gibi adam olurdu o kocaaa Harran’ın.
Bir taraftan özgürlük çığırtkanlığı yapıp,
diğer taraftan kadını bir köle olarak görmez;
hatta kan dökmezdi yiğitleri.
Dahası,
hayata kazandırırdı kadınları ve çocukları.
Canınız cehenneme:
kadına şiddet uygulayan,
ikinci sınıf insan muamelesi yapan,
insan silüetindeki zavallılar!
O debisi yüksek nehirlerinizin suyuyla ruhunuzu yıkayamadınız ya,
bana ne nehirleriniz,
ne de suyunuz lazım.
Ben,
göğün pörsümüş memesinden sağacağım tek damlaya razıyım.
Kadının payına düşen bal,
benim payıma düşen baldıran olsa bile,
bal sayarım zehri!
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.