0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
441
Okunma

İSTANBUL
Bugün de doğdu güneş,
aydınlandı bütün İstanbul.
Gökyüzü pırıl pırıl.
Merhaba yeni gün.
Merhaba yaşam.
Merhaba doğa.
Şükürler olsun,
bugün de hayata gözlerimi açtım.
Şükürler olsun,
adına yaşamak denirse,
bugün de yaşıyorum.
Yatağımdan fırlayıp duş alıyorum.
Ardından balkona koşuyorum.
Bugün bayram sabahı.
Sokaklar hareketli.
Yürek taşıdığını iddia eden her bir kişi,
tilki kurnazlığına bürünmüş!
Akrabalar,
akbaba olmuş.
Komşular tam bir sessizlik içinde!
Gün ağmadan,
avını henüz yakalayan bir baykuş edasıyla hareket ediyor herkes.
85’indeki Mehmet Amca uyuyamıyor eskisi gibi.
Balkonda oturmuş sigara içiyor.
Şu zıkkımı bırakmadı gitti.
Halide Teyze,
şimdi rutin hâline getirdiği mis kokulu kahvesini hazırlayıp,
az sonra tepsiye koyacak
ve elleri titreyerek getirip,
tebessümle Mehmet Amca’ya ikram edecek.
Ah be garibim, ah…
Şu Ali Bey yok mu;
Ali Bey…
İçim burkuluyor görünce.
Henüz emekli oldu.
Üniversitede okuyan iki çocuğuna yetiştirebilmek için
sabah ezanında uyanır,
Metro’nun hareket saati 06.00 olmasını bekleyip duruyor.
Fatma Teyze bir âlem ya;
“Obseseifim” deyip son sürat temizliğe başlamış.
Cemal Amca mı?
Dişlerini gıcırdatıp duruyor.
Bağımlı garibim.
Hele bir kahvaltısını yapsın,
şarabı aldığı gibi sahile koşacak.
Ben mi?
Tuhaf bir kişiliğim bilirsin.
Bütün dünyam edebiyat ve sanat!
Ben de oturmuş şiir örme derdindeyim.
Kim bilir hangi okuyucunun bam teline dokunup,
hangi yüreği okşarken,
hangi gözlere yaş düşüreceğim!
Tabii ki çapkın delikanlı Çağrı’yı da unutmamak gerek!
Mavi boncuk dağıtıp durur mahallenin kızlarına.
Başka bir mahallede,
Umay’a, Aybike’ye evlenme teklifi ediyor serseri birileri.
Emre mi?
Tam bir işkolik.
Kos koca şirketi o kurtaracak sanki.
Koltuğunda dosyalarla bayram gününde bile işe gidecek,
mesai bittiğinde dosyalarla eve dönecek.
Tabii İstanbul burası.
Her gün,
her bir mahallenin,
her bir noktasında farklı cümbüş çalınır.
Yaşamda çaresizliğin adıdır İstanbul.
Mahkûmiyet bu olsa gerek!
İyisiyle kötüsüyle her yeni güne
yeni umutlarla uyanmak isterken
onlarca umutsuzluk,
onlarca çaresizlik,
onlarca kıvranmayla karşılaşıyor insan!
Bu İstanbul’un kaderidir.
Kasırgaları giyinip fırtınalarda saç taramaya benziyor İstanbul’da yaşamak!
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)