0
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
1681
Okunma

"Biz nereden öğrendik b’öyle sevmeyi Fersûde
Bir tarifi olmalı bu t’arifsizliğin
İlmek ilmek dokunan kilimi
Çırpa çırpa eskitmenin
Bir izahı olmalı"
...
Sana,
Bir Şair’in ölümünden bahsedeceğim Fersûde
Gece yarısı olup da
Sevdalılar yaralarına usulca sokulduklarında
Bağrı yırtılan gök
Sabrı çatlayan taş
Göğsünden kan emziren bir ana
Dile gelir
Şair’in dizelerinde.
Ve gecenin damıttığı hüzünden
Sancılar içinde kıvranan
Bir Şair doğar
Her gece
Hece
Hece.
Sükunetin ardına g’izlenen
Çığlıklarından s’üzer biraz
Sonra
İhanetin şerefine kaldırılan
Kadehten içer
Bir yudum.
Mey’e de sövülür icabında
Saki’ye de
Üzümün kabahati nedir diye sorma .!
Ya uğruna ölünen şiirlerin vebali
Kimin boynuna
Bilir misin Fersûde
Bir Şair
Eline kalemi almışsa
Yakındır infazı duygularının
Adına şiir denilen silahla
Kaç şarjör boşaltır kalbine
Sayamazsın kör kuyularda
Ki
En kusursuz intihar biçimidir Fersûde
Sevgilinin adını yazmak
Kara kalemle
Beyaz bir k’ağıda
Çünkü Şiir
Halka arz etmektir sırrı
Yersiz
ve de
Z’amansız
Şair’in keşfidir bir nevi
Bir annenin
Doğumunda yavrusu uğruna
Ölmesi kadar kutsaldır
Bir Şair’in ölümü Fersûde
B’öylesi bir intihar günahsa eğer
Şiir’ler de
Günahtan sayılmaz mı Fersûde
Şiir’ler günahtan sayılmaz mı.!
.
.
.
Ruhu Azade
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.