Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, gerektiğinde kullanır. (t. brown)
redfer
redfer

Allah,sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki,

Yorum

Allah,sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki,

7

Yorum

22

Beğeni

0,0

Puan

773

Okunma

Allah,sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki,

KALEME ALINAN ESER ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

Kur’an âyetleri şiir değildir.
Ancak düz bir anlatım da değildir. Onu okuyan herkes ondaki akıcılığı kolaylıkla fark eder.

Evet, o bir şiir değildir,
Fakat şiir gibi akıcıdır. Mânâ yönüyle ise şiirden çok çok farklıdır. Şiirde ekseriyetle hayal hükmeder, ifadeler mübalağalı olur. Kur’an’da ise, hayal değil, hakikat esastır, mübalağa değil, belâğat hâkimdir...

Bu eserde Kur’an’ı Kerim meali konularına göre ela alınacak.
İnsani sözlerden uzak bir şekilde mealin dışına çıkılmadan , yeni bir terkiple Kur’an’ı Azimüşşan’ın türkçe tercümesi okuyucuya sunulacaktır

Kur’an ayetleri fesahat içerir:
Fesahat; sözün lâfız, mâna ve âhenk itibariyle kusursuz olmasıdır. Diğer tâbirle, lâfızların söylenişinin tatlı, mânasının da söylenirken hemen zihne girmesidir.

Bu keyfiyetlerin birincisi, kelime ve cümle âhengi ile, ikincisi de kullanan kimsenin kelime hazinesi ve seçme kudreti ile alâkalıdır.

Kur’an selaset/akıcılık ve fesahat/açıklık açısından mu’cizedir. Yani selaset ve fesahatin zirvesinde bir üslub ve beyan kullanmıştır.

Belağat;hitâp ettiği kimselere göre uygun, tam yerinde, düzgün ve hakikatlı, güzel söz söyleme san’atıdır.
Yani muhatabın haline uygun söz söylemektir. Kur’an bu noktadan eşsizdir ve mu’cizedir insanları bu noktada âciz bırakır.

Beyan ve ifadenin en tatlısı ve güzeli, îcazdır/özlü anlatımıdır, yani az sözle çok şey anlatmaktır. Kur’an, çok büyük safhaları ve merhaleleri bir iki ayet ve cümle ile îcaz edip yani özetleyip diğer merhalelere/aşamalara intikal eder.
Bu intikal aralarında bir boşluk bir ahenksizlik değil bir tefekkür, bir te’vil sahası teşkil ediyor. Bu yüzdendir ki üzerine binlerce tefsir kitapları yazılmıştır.

Kur’ân’ın kelime ve cümlelerindeki nizam ve birbiriyle münasebetleri cihetinden de mu’cizedir.

"Ve denildi ki: ’Ey yer, suyunu yut. Ey gök, suyunu tut.’ Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cûdî Dağına oturdu. Ve ’Zalimler güruhu Allah’ın rahmetinden uzak olsun.’ denildi." (Hûd, 11/44.)

Çok büyük bir hâdise ancak bu kadar veciz ve öz bir ifade ile icmal edilebilir.

Kur’ân’da, varlık âleminin hakikatlerine ve İlâhî fiil, isim ve sıfatlara dair ifadelerinde nizam, âhenk ve fevkaladelik vardır.

Hikmet-i Kur’aniyenin karşısında beşerin hikmetli sözleri hikmet-i Kur’an’a karşı sukut eder.

Kur’anla meşgül olan asfiya ve evliya ve hükemânın hikmetli sözleri ,ancak Kur’anın hikmetini izah edicidir. Mukayese edilemez.

Kur’ân-ı Hakîm’in ayetlerinin bitişinde gösterdiği fezlekeler/neticiler ve Esma-i Hüsnâ cihetindeki üslub-u bedîîsi/ gözü gönlü okşayan uslubu eşsizdir.

Kur’ân’nın ayetleri dünya üzerindeki eser ve fiillerde İlâhî hakikatleri anlatır.

Kur’an, beşerin nazarına san’at-ı ilahiyenin dokusunu açar,gösterir. Sonra o Esmâ’nın örgüsünü akla havale eder.

Kur’ân’ın Cenab-ı Hakk’ın fiilerini açıklar ,bir özet halinde sunar

Kur’ân’ın, bazen mahlukat- ilahiyeyi bir tertiple zikreder. Sonra o mahlukat içinde bir nizam, bir mizanın olduğunu ve onun arkasında ki esma-i ilahiyeyi gösterir.

Kur’ân, bazen değişime maruz ve muhtelif keyfiyata sebep maddî cüz’iyatı zikreder. Onları hakikatin suretine çevirmek için nuranî, küllî esma ile birleştirir ona bağlar.

Kur’an ,kâh olur ki; ayetlerle geniş bir kesrete/çokluğa ahkâm-ı Rububiyet’i serer.
Sonra birlik ciheti hükmünde bir rabıta-i vahdet ile birleştirir. Veyahut bir kaide-i külliye içinde yerleştirir.

Kur’an, Kâh oluyor ki; ayetin zâhirî sebebini, icadın/yoktan var etmenin kabiliyetinden azletmek ve uzak göstermek için müsebbebin gayelerini, semerelerini gösterir.
Tâ anlaşılsın ki, sebep yalnız zâhirî bir perdedir.

Kur’an, âhirete ait İlâhî fiilleri anlatırken, dünyada müşahede edilen fiillerle kalb ve zihinleri ikna eder.

Kur’ân,cüz’î hâdiselerde,İlâhî isimler vasıtasıyla, muhitin/etrafın,çevrenin hakikatlerini gösterir

Kur’ân, bazen insanın isyankârâne amellerini zikredip şiddetli bir tehditle zecretmesi/zorlaması, sonra şiddet-i tehdit, ye’se ve ümitsizliğe atmaması için rahmetine işaret eden bir kısım esmâ ile hâtime/nihayet verip teselli eder.

Kur’an-ı Kerim Allah’ın ezeli ilminden süzülüp geldiği için beşerin yazdığı kitaplar gibi sınırlı ve kayıtlı değildir. Bir kelime ya da cümlesine sayısız manalar yüklenip anlam çıkarılabilir.

Zaten kelime ve cümlenin genişliği müellifin kast ve iradesine bakar. Yani her mana arkasında o kast ve iradenin bulunması lazımdır ki, müellife mal edilebilsin.

Allah’ın ilmi ezeli ve ebedi olduğu için, kelime ve cümle kurgusunun muhtemel bütün manalarına refakat edip onları sahiplenir. Bu husus insanların eserlerinde çok mahdut ve kısır kalır.

Zira insan iradesi ve ilmi cüzidir. Cüzi külliye kapak olamaz. Öyle ise Kur’an’ın kelime ve cümlelerinde sonsuz manaların bulunması tabi ve olağan bir şeydir.

Bütün bu mana ve incelikleri muhatap kitlesinden sadece bir cüzünü teşkil eden insana hasretmek yanlış olur. Kur’an’ın muhatapları sadece insanların avam kısmı değildir.

Kur’an şakirtleri/öğrencileri içinde Hazreti Peygamber (asv)’den tut ta basit fikirli avam bir insana kadar muhtelif tabakalar vardır.

Kur’an muhtelif tabakalara hitap ettiği için elbette mana yönünden çok zengin ve sınırsız olması gerekir. Her insan kendi kameti kıymetince ondan istifade eder.

Ben kendi cüzi istifademi esas alıp "şuna ne gerek vardı" dersem benden üstteki müşterilere haksızlık etmiş olurum.

Allah Resulü (asv)’ın bir ayetten aldığı feyiz, bazen bir peygamberin ömrü boyunca aldığı feyze mukabil geldiğini düşünecek olursak, Kur’an’ın ne denli eşsiz muhataplarının ve istifade edenlerinin olduğunu görürüz.

Sahabelerin Kur’an’ı bütün hasse ve duyguları ile emdiğini ve muhteşem bir mana erleri olduğunu bütün İslam alimleri itiraf etmişlerdir.
Bir Hazreti Ebu Bekir ve Ali (ra)’in Kur’an’dan aldığı feyze bütün ümmet birleşse yetişemez.

Kur’an’nın ibareleri bir levha gibidir, sadece kainat sahnesine işaret ediyor. Kainat sahnesinde ise tefekkür edilecek sayısız mana ve incelikler mevcuttur.

"Okyanustan bir damla" ibaresi bu kainat sahnesinin genişliğine işaret etmek içindir.

Mesela, Allah’ın tevhidine delil nedir, denildiği zaman bir elma gösterilir ve onun üstünde ispat edilir. Elma bir damla, elmalar bir göl, sair meyveler bir deniz, diğer mahlukatlarla beraber hepsi okyanus, tüm kainat ise sonsuz bir bahr-ı ummandır. Kur’an’ın nuru bu bahr-ı ummandan sadece bir damladır.

Tefekkür noktasından bizim nazarımıza belki bir damla, bir göl bir, deniz kafi gelebilir, lakin koca gözleri olan Cebrail, İsrafil, Azrail, Mikail (as) gibi varlıkların yanında bu alemler bir toz zerresi gibidir.
Hem kainat hem Kur’an onlarında kitabı, onlarında rehberidir, sadece insana bakmıyor.

Ayrıca Hazreti Peygamberimiz (asv)’in bu meleklerden daha üstün olduğu düşünüldüğünde, onun istifade alanının ne kadar geniş ve külli olduğu takdir edilir.

Özet olarak, Allah Kur’an’ın sayısız manalarını okuyacak sayısız mahlukatı ve nazarı yaratmıştır. Öyle ise okyanus tabiri hafif bile kalır.

Öyleyse gayret bizden, başarı ancak Allah’tandır



Görmez misin,
Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor?
Dileseydi onu elbette hareketsiz kılardı.

Sonra biz,
güneşi gölgenin varlığına bir delil yaptık. (1)

Sonra güneşin yükselmesiyle
onu yavaş yavaş kendimize doğru çekip
ortadan kaldırırız. (2)

Sizin için geceyi bir örtü,
uykuyu bir dinlenme,
gündüzü de yeniden hayata uyanıp çalışmak üzere
yeryüzünde dağılma vakti kılan
O’dur. (3)

Rüzgârları
rahmetinin önünde müjdeleyici olarak gönderen de
O’dur.

Biz,
gökyüzünden tertemiz bir su indiririz. (4)

Rasûlüm! De ki:
“Düşünün bakalım,
eğer Allah kıyâmet gününe kadar
geceyi üzerinizde aralıksız devam ettirse,

Allah’ın dışında,
size ışık getirebilecek bir ilâh kimdir?
Hâlâ gerçeğe kulak vermeyecek misiniz?” (5)

De ki:
“Düşünün bakalım,
eğer Allah kıyâmet gününe kadar
gündüzü üzerinizde fâsılasız devam ettirse,

Allah’ın dışında,
size içinde istirahat edeceğiniz geceyi getirecek
bir ilâh kimdir?
Hâlâ gerçeği görmeyecek misiniz?” (6)

Kullarına olan merhametinden ötürü
Allah,
sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki,

geceleyin sükûnete erip dinlenesiniz,
gündüzün de
O’nun lutfundan
rızkınızı arayıp şükredesiniz. (7)

O’nun varlığının delillerinden biri de,
rüzgârları müjdeciler olarak göndermesidir.

Böylece size rahmetini tattırır,
gemiler O’nun koyduğu ilâhî kanunlara göre
akıp gider

ve bu vesileyle siz de
O’nun lutfundan rızkınızı ararsınız.
Umulur ki,
bütün bu nimetlere şükredersiniz. (8)

Görmez misiniz ki
Allah,
göklerde ne var
yerde ne varsa hepsini
hizmetinize vermiş olup,

açık ve gizli,
maddî-mânevî tüm nimetlerini
üzerinize yağmur gibi yağdırmaktadır?

Buna rağmen öyle insanlar var ki,
ne doğru bir bilgiye,
ne yol gösterici bir rehbere,
ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın
Allah hakkında tartışıp durur. (9)

Hiç görüp düşünmezler mi ki,
biz suyu kupkuru topraklara gönderiyoruz da,
onunla hem hayvanlarının
hem de kendilerinin
yiyecekleri ekinler çıkarıyoruz.

Hâlâ
gözlerini açıp gerçeği görmeyecekler mi? (10)

Ölü toprak, onlara
Allah’ın sonsuz kudretini
ve yeniden dirilişi ispatlayan muhteşem bir delildir.

Şöyle ki,
her bahar biz o toprağa hayat veriyor
ve oradan canlıların yiyip beslendikleri
çeşit çeşit ekinler,
ürünler çıkarıyoruz. (11)

Yine o yerde hurma bahçeleri,
üzüm bağları
var ediyor;
oradan pınarlar,
gözeler fışkırtıyoruz. (12)

Görmezler mi ki,
bizzat ellerimizin yaptıklarından
onlar için nice hayvanlar yarattık?

Kendileri de bu hayvanlara
kolayca sahip olmakta
ve onları diledikleri gibi kullanabilmektedirler (13)

Biz bunları
emirlerine boyun eğdirdik;
bir kısmına binerler,
bir kısmından da yerler.

Bu hayvanlarda onlar için
nice faydalar
ve içecekleri sütler vardır.
Hâlâ şükretmeyecekler mi? (15)

Geceyi huzur içinde dinlenmeniz için
sessiz ve karanlık;

gündüzü de çalışabilmeniz için
aydınlık kılan
Allah’tır.

Gerçekten Allah
insanlara karşı
pek büyük lutuf sahibidir;
ne var ki insanların çoğu
şükretmez. (16)

O Allah ki,
yeryüzünü sizin için
yaşamaya müsait bir mekan,
göğü de emniyet kalkanı gibi
bir kubbe yaptı.

Size sûret verdi,
sûretlerinizi de en güzel şekle koydu.
Sizi temiz ve helâl nimetlerle
rızıklandırdı.

İşte
Rabbiniz olan Allah budur.
Âlemlerin Rabbi olan Allah
yüceler yücesidir,
bütün nimet, feyiz ve bereketlerin kaynağıdır.(17)

Bir kısmına binesiniz,
bir kısmının etinden de yiyesiniz diye
hayvanları sizin için var eden
Allah’tır (18)

Onlarda
sizin için daha nice menfaatler vardır.
Gönüllerinizdeki bir arzuya
onlara binerek ulaşırsınız.
Hem onlara
hem de gemilere biner,
yüklerinizi taşırsınız. (19)

O Allah ki,
yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı;
gideceğiniz yere şaşmadan
varasınız diye
orada sizin için yollar, geçitler
ve türlü türlü ulaşım imkânları var etti. (20)

Gökten suyu
belli bir ölçüye göre indiren de
O’dur.

Biz onunla ölü bir beldeye
yeniden hayat veririz.
İşte siz de,
bitkilerin her bahar yeniden dirilmesi gibi
diriltilip kabirlerden çıkarılacaksınız. (21)

Bütün varlık türlerini
çift çift yaratan,
sizin için
gemilerden ve hayvanlardan
bineceğiniz şeyler var eden de
O’dur. (22)

O Allah ki,
içinde gemiler
O’nun koyduğu kanunlara göre akıp gitsin

ve siz de
O’nun lutfundan
nasibinizi arayasınız diye

denizleri sizin hizmetinize verdi.
Umulur ki şükredersiniz. (23)

Ayrıca O,
göklerde ve yerde ne varsa hepsini
kendi tarafından bir lutuf olarak
sizin hizmetinize verdi.

Bütün bunlarda düşünen bir toplum için
elbette nice dersler ve ibretler vardır. (24)

Peki onlar,
üzerlerinde yükselip giden göğü
nasıl mükemmel bir nizam içinde binâ ettiğimize,

onu yıldızlarla nasıl süslediğimize
ve onda en küçük bir çatlağın,
kusur ve düzensizliğin olmadığına
ibretle bakmazlar mı? (25)

Biz
gökten bereketli bir su indirmekte,
onunla meyve dolu bağlar bahçeler,
tahıl ürünü olarak
biçilecek taneler bitirmekteyiz. (26)

Biz ona sizden daha yakınızdır,
fakat siz göremezsiniz. (27)

İnsan,
yediği yiyecekleri
Allah’ın nasıl yaratmakta olduğunu
bir düşünsün! (28)

Biz
yağmuru şarıl şarıl akıtıyoruz. (29)
Sonra toprağı uygun şekilde yarıyoruz. (30)
Böylece orada yetiştiriyoruz ekinler, dâneler, (31)


1) Furkan / 45. Ayet 2) Furkan / 46. Ayet 3) Furkan / 47. Ayet
4) Furkan / 48. Ayet 5) Kasas / 71. Ayet 6) Kasas / 72. Ayet
7) Kasas / 73. Ayet 8) Rûm / 46. Ayet 9) Lokman / 20. Ayet
10) Secde / 27. Ayet 11) Yâsin / 33. Ayet 12) Yâsin / 34. Ayet
13) Yâsin / 71. Ayet 14) Yâsin / 72. Ayet 15) Yâsin / 73. Ayet
16) Mü’min / 61. Ayet 17) Mü’min / 64. Ayet 18) Mü’min / 79. Ayet
19) Mü’min / 80. Ayet 20) Zuhruf / 10. Ayet 21) Zuhruf / 11. Ayet
22) Zuhruf / 12. Ayet 23) Câsiye / 12. Ayet 24) Câsiye / 13. Ayet
25) Kaf / 6. Ayet 26) Kaf / 9. Ayet 27) Vâkıa / 85. Ayet
28) Abese / 24. Ayet 29) Abese / 25. Ayet 30) Abese / 26. Ayet
31) Abese / 27. Ayet

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Allah,sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki, Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Allah,sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki, şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Allah,sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki, şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Nurettin GÜLBEY
Nurettin GÜLBEY, @nurettingulbey
12.3.2023 11:04:53
Tebrikler Saygıdeğer Üstadım...Anlamlı ve güzel bir şiir,kutlarım...Selam ve saygılarımla...
Kardelen çiçeği
Kardelen çiçeği, @kardelenc-i-e-i
11.3.2023 23:13:29
Ne güzel bir dinimiz var ki Kitabımızdaki ayatlerin hepsi birbirinden güzel ve manidar ve hepsi Rabb'imin biz kulları yararına...
Kitabımızdaki birbirinden güzel ayetlerle bizleri buluşturduğunuz için çok teşekkür ederiz üstadım, elinize emeğinize sağlık...
İhlaslı yürek sesinize gönül dolusu tebrikler...
Her daim sonsuz saygı ve selamlarımla...
deniz_tayanç1
deniz_tayanç1, @deniz-tayanc1
11.3.2023 20:15:43
Uyku yarı ölüm, misal her kula
Alıştım iyice, ben uyanmaya
Hayranım Rabb'imin, sanatlarına
Af isterim Ya Rabb günahlarıma

Allah'a hamdolsun.
Allah Rasulüne salât ve selâm olsun.
Aline ashabına selâm olsun.
Allah razı olsun Üstadım.
se
sedat hünker, @sedathunker
11.3.2023 13:02:01
Çok güzel şiir sevgiler saygılar selamlar sağlıcakla kal Allah'ın selameti üstüne olsun
TUĞAL  KÖSEMEN
TUĞAL KÖSEMEN, @tugalkosemen
11.3.2023 10:52:58
Değerli gönül dostu sn.redfer,bu hayırlı ve kalıcı çalışma ve gayretiniz için Yüce Rab'bim sağlık ve güç versin size.Kolaylıklar dilerim.
Tebrikler ile birlikte saygıyla,esenlik dilerim.
ŞÜKRÜ ATAY
ŞÜKRÜ ATAY, @sukruatay
11.3.2023 10:40:59
Yüce Kur'an-ı Kerim için meal çalışmanızda Cenab-ı Hak'tan muvaffakiyet diliyorum.
Bu hayırlı gayretinizden dolayı ne kadar teşekkür etsek azdır, sağolun varolun, Allah râzı olsun inşallah 🙏
Sonsuz selam ve dua ile.
Allah'a emanet olun
Osman NALBANT
Osman NALBANT, @osmannalbant
11.3.2023 10:35:14

*** Allah, sizin için geceyi ve gündüzü yarattı ki, *** şiirini, beğeniyle okudum. Nice güzel şiirlere diyor, Şair Arkadaşımı içtenlikle KUTLUYORUM...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL