17
Yorum
54
Beğeni
0,0
Puan
1672
Okunma

Yetmişlerin sonu seksenlerin başıydı
çocuklar annelerinin ördüğü kazakları giyer
diktiği elbiseyi gömlekleri giyerdi
tozlu sokaklarda patlak top sektirmenin
mutluluğunu duyumsarlardı kirli yüzlerinde
sevgi saygı güven candanlık
eksik olmazdı gözlerinden
bazen bir komşu teyze toplarını kesse de
duygularını hisseleriyle örüp
hayatın akışını mutlu yaşarlardı gülümseyerek
dolgun başaklar gibiydi sevdaları
imbiğinden güneşi geçirerek
karşılıksız severlerdi tüm canlıları
aza kanat eder ellerinde ne varsa paylaşırlardı
komşusunu kollar gözetir kardeş bilirlerdi
tersten yaşamazlardı masalları..
Vatanını çok sevip yanlış anlaşılanlar da vardı bir de
sevdasına küsmeyen Sevdazan’dı O’nlar
on yedi yaşlarını hüzünle anımsatan
denizlere baktıkça kalplerini acıtan..
Büyüdü o çocukların çoğu şimdi
iş sahibi kariyer sahibi oldular
ama geldikleri yeri unutmadılar
aile kurdular çocuk sahibi oldular
vicdanlarını sevgilerini değer yargılarını satmadılar
sayısız duygu öbekleriyle
seneler bütününde
vefaya bayrak oldular
şiirler yazdılar
yazılar yazdılar
eskiye dair
vefaya dair
sevdaya dair
dünlerine teşekkür ederken
devrilen her güne inat
umutları boyunlarına astılar
bir şey vardı ki içlerinde
az sevmeyle başlasalar da güne
düşleri kavurup yüreği zan’dan soyarak
gönül derğahlarını güllerle donatarak
bir başından bir sonundan
söyleyemediklerini anlattılar
dillerinin döndüğü yarım asırlık Türkçe’leriyle
aruz değil hece değil serbestçe
sanat sağlamalı toplumda
geçen ömrün seranatıydı
göç eden kuşların kaderi
karıncaların telaşıydı
yeni kuşakların her birine
emanet olan yaşanmışlıkları..!
Ferdaca
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.