2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1004
Okunma
• CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Van’daki belediye başkanları çalıştayında iktidarın paramiliter güçlerle kendisine yeni alanlar açtığını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Bu ülkede Kuvayı Milliyeciler var. Bu ülke sahipsiz değil. SADAT’ın önüne gittiğimde korkudan içeri kaçtılar. Biz savaş meydanlarında kurulmuş bir partiyiz. Feriştahınız gelse bizi korkutamaz” dedi. (29 mayıs 2022 günlük gazetelerden)
• DP’li Cemal Enginyurt: “Bu vatanı Türkiye düşmanları ile iş birliği yapanlara sandıkta teslim etmeyiz” diyen SADAT Yönetim Kurulu Üyesi Ersan Ergür’e tepki gösterdi. "Adam geçen gün bizi tehdit ediyor" diyen Enginyurt, "Ulan, yüreğin yetiyorsa sandığı getir de teslim etme, görelim seni hadi" ifadelerini kullandı. (29 Mayıs 2022 günlük gazetelerden)
Sana uzun zamandır yazamadım,
bahçemdeki Kiraz Ağacı’ım.
İşlerimin çokluğundan değil!
Yazmak istediğim şiir
henüz kıvamına varmadığından,
ülkemde olanlara bir türlü aklımın almadığından,
İnsan oğlunun bu derece gamsız ve gaddar
bu derece bencil, sahtekar, kindar,
dindar-mı-dindar,
yardakçılarına güvenmiş,
kendini beğenmiş,
yalancı, yağmacı, talancı
olması
inanki benim acım
Kiraz Ağacı’m.
Oysa ki sen ne gamsızsın ne gaddar,
ne de yalancı-kindar yada sahtekar!
Paylaşırsın her şeyini sonuna kadar herkesle;
hiçbir karşılık beklemeden,
Karınca ile, kuş ile kelebeklerle,
böcek, kurt ve arılarla
“İtibardan tasarruf olmaz!” bile demeden,
Ama
“Ağaç olmak” zor gelir biz insanlara;
Mecazi anlamı ise “ekilmek” tir,
yani biri tarafından atlatılmak-bekletilmek demektir.
Hele- hele birine;
“Kalas, kütük, odun, kereste, moloz!” falan deme,
küfür sanar,
kızar insanlar.
Ağaç reçinesi terleyen gövden,
gündüz güneşinde sığındığım gölgen,
baharda çiçeklerin, bal tatlı meyvaların,
budadıkça serpeleşen dalların,
geceleyin havadaki ozonu emen,
pislediğimiz havayı filitreyen
senin
foto-sentez yaprak yeşilin
ve de “Bana ne be!” demeyerek,
arıttığın temiz havayı bize geri vererek
doğaya katkın
bir “ağaç” olmanın onurudur Kiraz Ağacı’m.
Niçinmi bunları sana yazdım
Kiraz Ağacı’m?
Burada Almanya’da insanlar
öz kökenlerini yani geçmişlerini ararlar.
Tarihi-kayıtlı belgelere bakarak;
yazıp-çizip dal budak salarak
ulaşırlar var oldukları toprağa.
çünki onlar için geldikleri yer çok önemlidir,
buna burada,
“Hayat Ağacı” denir.
Ta ana kökenine ulaşırlar
Varoluşlarının ana-kaynağı ararlar.
Bu Hayat Ağacı gövdesinden filizlenen her budak,
her budaktan kolveren ip-incecik sap,
her sapın bir yaprak ucu
onlar için aile ferdidir.
Kim kiminle evlenip, kimi doğurdu
orada isimlendirilir.
Uca kadar varan dalların
-yani akrabaların-
tek bir gövde ile toprağı yarması,
orada sağlam bir kök salması
soyunu belirler
ve “Bu benim Hayat Ağacı’m!”derler.
Sorarsan bana;
Benim köküm 2 nesil öne, 2 nesil geriye,
olsa-olsa
300 yıllık cüce bir töre.
Kimisininki ise Ergenekon adlıyla anılan
3-5 bin yıllık bir destan
Uzak Asya’da Ural Dağları’nda kökenli
bir yaradılış efsanesi.
Osman Oğulları bile
at üstünden Anadolu’ya geldiklerinde;
6-7 bin yıllık antik yunan kırallığı,
Hitit-Babil-İran uygarlığı
orada çoktan var olduysa,
bu topraklarda kök-dal-budak saldıysa,
bunların yanında benim
2 bin yıllık geçmişimin
lafımı olur efendim?
Her uygarlık başlayıp-gelişmiş,
Erişmiş kıvamına
yani sonuna gelince gövde ve dalları kesilmiş
yok olmuş
ve yalnızca
“kök olarak” toprak altında kaybolmuş.
İşte bu tüm uygarlıkları saklayan toprak
yer yüzündeki “asla yok edilemeyen gövde” dir,
Buna; Kesilen, yakılıp yok edilen budak ve dalların
bir kopyasıdır!” denir
Kiraz Ağacı’m.
Bu kök, bu toprak
yazıt ve tarihi kanıt olarak
çözülünce gizemi
bir gün bu kökünden;
Ağaç “Ağaç” olarak tekrar çıkar
dal-budak-yaprak salar,
yaşar ve yaşatır yeryüzünde geçmişimi.
Onun için ben
Öz Köküm’den
sildim 2 bin yıllık Ergenekon Masalı’nı
ve 5 yüz yıllık Osmanlı Saltanatı’nı;
Anadolu ile başlar benim varoluşum,
Anadolu’dur “Medrese ve din baskısından” kurtuluşum,
Anadolu ise özgürlüğümün kaynağı,
Anadolu ise Laikliğin bayrağı,
Anadolu ise Demokrasi ve Cumhuriyeti yaratan,
Anadolu ise kadın ile erkeği eşit yapan...
Demekki Anadolu’dur varoluşum benim!
Ben safsatayı neyleyim?
Eğer sen;
Ata’mın kurduğu,
devrimleriyle koruduğu
bu sap-a-sağlam gövdede
dal-budak salanlardan biri isen,
bu ağacı kurutmak-yok etmek isteyen
Hain imam yada öbür diğerine
fırsat vermek neden?
Tabiki
bu her ikisi;
-Yani ağacımda tehlikeli olan dallar-
Bir gün gelir budanırlar
ve düşerler kara toprağa.” Denir.
-ama ülkemde görülen şey ne yazık ki öyle değil-
Onlar gitsede geridekiler
parazit, kene, zararlı kurt-böcek olarak direnecektirler;
Tekrar din ile, Kuran ile halkı uyutacaklarını
ve sürdüreceklerini sanırlar saltanatlarını!
Vakıf, Tarikat,
Cami Gençlik Kolları ve SADAT()
adları altında örgütlenerek,
onları kışkırtan-destekleyen büyüklerine güvenerek
birde ellerine aldılarmı
son kontrollü Cunta’da kaybolan
120 bin askeri silahı...
Al sana İç Savaş; “Dan, dan, dan!”
Bu kök ve gövdesi sağlam olan ağaç
Asla, birdaha beslemiyecek asalak,
Çünki bu benim Hayat Ağacım’dır,
öz köküm ve Ana Vatan’ımdır!
İlk seçimde tüm nebati ve hayvani parazitleri yok edip,
özgürüm, laikim, kadını-erkeği eşit olan bir ülkeyim!” deyip,
bu vatan
mutlu yarınlara ulaşılacak,
inan!
İnanki;
"„Kıskanıyorsam seni,
çekemiyorum belki,
pişmanım yada?
anlatamadığımdan derdimi,
sana burada,
sılada.
Almanya’da
herşeyin çözümü var.
Problemler bile yus-yuvar,
köşesiz-çıkıntısız,
dert başlamadan önce törpüleye-kese,
sıkıntısız
bulunuveriyor çare.
Dereler bilem dingin akıyor burada
Almanya’da;
Eğri su yatağında doğrultulmuş,
setlenmiş su terazisiyle,
içine birde trübün konmuş
çevrilmiş enerjiye
Bahçemde erik, elma, kiraz
yaşıyorlar kardeşçe yan-yana.
eksi-artı ile orantılı,
eşitçe biraz.
Tatları belkim ayrı,
çeşit-çeşit ve başka,
ama hepside güzelim meyva.
Birinin özgürlüğü
sınırlanmış diğerine;
Az-çok ile, var-yok ile
orantılanmış,,
fazlalar kesilip-budanmış
kuvvetli-zayıfla ortalanmış
konmuş böylece
doğa teraziye.
Bahçemdeki kiraz ağacı;
Ekleyiverdim bu yılda
bir eksi daha sılaya!
İçimdeki acı;
Kaybetmenin kazancı...
Daha sana ne diyem
özgür-Laik Türkiye’m?"
() SADAT ÖRGÜTÜ‘nü lütfen ŞİİRİN HİKAYESİ’nde okuyunuz. Yana yatık/içeri dizeler
24.12.2018’de yazdığım ilk KİRAZ AĞACI şiiridir.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.