25
Yorum
41
Beğeni
5,0
Puan
1250
Okunma
Hülyacık
Gördüğümde
Karum denen hanın zemininde
Topukları yere çaka çaka geziyordu
Karum Ankara’nın zenginlik abidesi
Sen gecekondu semtinden çıkma güzel
Ne kadar hınca hınç seksle bakıyordun
Parıl parıl parlayan vitrinlere
Seni bir semt otobüsünde görmüştüm
Kurtların arsında kalmış bir kuzu sessizliği
Sukutun hangi geleneğin örtbasıydı
Sessiz yolculukların serüveni sıkıcı olur
Gözlerin maviydi duman mavisi
Hülya Avşar havası eğri eğri sinmişti
O zengin vitrinlerin birinde göz gözeydik
Aynı semtin aynı suyun aynı çamurun
Küçümseyerek dudak büzüşlerin geçti
Ne pis tesadüf deyişin yansıyordu yüze
Aşk sende cenge bürünmüş taşıyordu
Aşkı zengin uzak diyarlara taşıyordun
Bakışın ufkun derinliğinde aranırken
Denizleri kurutacak susuzluğun
Ankara bilene küçük şehir
İnsan aradığını elini koyduğu gibi bulur
Han belli hancı belli yürüyen belli
Ne tesadüf yine karşı karşıyayız bak
Çay içmeye mi korkuyorsun ne bu tedirginlik
Sözü açtık ya açılacaksın
Sıgara içmeyi ne çok seviyorsun
Bir deliğin yağmur sularını çekişi gibi
Esmer tenin daha da kararıyor bakışınca
İçinde yetim bir kız çocuğu ağlıyor
Sokağa bırakılmış kedi yavrusu gibi
Kaçkın yakalanmaz ama muhtaç
Avuçlarımın içinde
Dilinin döndüğü değdiği cennetin
Nerden öğrendin böyle deli öpüşmeyi
Sevişmek sende sanata dönüşmüş
Deli tayların dağlarda şahlanışı
Çekirge sürüsünün ekine dalışı
Sevişirken ağlanır mı
Seni sevmek yeniden doğmakmış
Dertlerin aşkın masum gözyaşları
Al beni götür demek kolay sanırsın
Hele de yükün ağır gidecek yer yoksa
Hayat insana neleri erteletir neleri
Öğretir derler de öğretemedikleri
Kaçaklar gece ininde çıkar
Tam tekmil ölüme amade
Ne zaman sana gelsem ölü çıkardım
Ahmet Coşkun
5.0
100% (31)