12
Yorum
35
Beğeni
5,0
Puan
1428
Okunma

Hani kadınlar vardı.
Hevesten çiçek
umuttan fidan büyütürlerdi.
Ekseler toprağa
kuru bir dal parçasını
filiz verirdi ellerinde.
Doldururlardı tüm dünyayı
rengarenk bahçelerine.
Yasemin,gül mimoza kokardı
yürek vazoları.
Sallanırdı badem ağacında
İlk yazdan kalma gülüşleri
Taç yapraklarıyla geçerlerdi
yeminden denizleri..
Şimdilerde dalgın bir rüzgarın
unuttuğu mevsimde.
Sade bir ölüm güzelliğinde
O bahçeler.
Taşımaktan yorulmuş dallar
taze baharları.
Kederli bir bahçıvan
buduyor dallarını.
Eski bir cam önünde
Rastladıkça kendilerine
umursanmaz bir saksı içinde
toprak doluyor gözleri.
Bir yanı yıkık ,bir yanı yarım
Yorgun iklimlerin
sürgün alacasında tenleri.
Buğulanıyor soluk aldıkça nefesleri.
Ayak sesleri birikiyor içlerinde
Yanlış susup
doğru yürüyor
Cevher arıyor
küllerin arasında elleri.
Bağlanıyorlar fecrin tellerine
boş besteler oluşuyor içlerinde
Ekiyorlar güz toprağına
Hülyalı umutları
Gümüşlü sabahları
Altın akşamları.
İşsiz güçsüz bir yağmur
İyilik dikenleriyle sulasa da
insan çiçeklerini.
Başı boş rüzgarların
kılavuzu şimdi ıslıkları..!
Ferdaca
5.0
100% (25)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.