15
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1220
Okunma
Ne zaman ne mekân
Sığınmacı ne kadar
Boynu bükük duygu varsa
Boş kalan yanımda
Besleyip büyüttüğüm
Tütün bastığım nefesim
Ve sesim “seviyorum” diyen…
Zindanlarımın kuleleri mi bunlar
Yedisi de tepemde zangoç
İnsanlar yürüyor düşlerimde
Hayat düşüyor
Burçlara bir korsan bayrak
Çıktığımız korsan yürüyüşlerde
Vuruluyor sevme hakkımız
Dururken soluğun göğüs kafesinde
Rüzgâr uluyor sanki
Boğmaca bir zapt edişe
Uzatıyorum bileklerimi…
Ağaçlar devriliyor
Kozalak patlaması mermi çekirdekleri
Bir sen vuruluyorsun
Bir ben…
Kimse kaldırmıyor.
Kim bilir
Sen bilmezsen
Ben nerden bilirim
Gassal’ın eli kolu düşüyor
Düşen son yaş bahane
Değince avucunun ayasına
Yasım yazılıyor
Anamın küstüm yastığına
Kopuk bir tel
Notasız bir türkü
Kimin söylediği belirsiz
Bilmeden geldiğimiz gibi
Bilmeden dönüp gideriz
Ceylanlar baka kalır
Ardımız sıra
Serviler birde
Boyun eğerler bizim gibi
Adettir
Düştüğü yerde uyuturlar
Vuruşurken öleni…
İncecik örtü sererler
Sormadan “nasıl bilirdiniz”i
Öyle ya,
Kar yağar
Uyuyup kalanın üzerine…
........asran
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.