1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
549
Okunma

ZELİKA
Zalika, yaşam tam da böyle bir şeydir;
Sen, doğru bildiğin yanlışı,
kendinde kutsayıp yüceltmeye çalışırken
kendinden eksilenleri asla görmedin.
Oysa yaşam bu değildi, Zalika.
Belki gerçek düşüncen de bu değildi,
ama hiçbir şans tanımadın Tanrı’nın doğruları gösteren vahiylerine.
O sana özgürlüğü
ve özgürce sevmeyi vaadederken
sen onu sürmüştün Tılfindır Tepesi’ne.
Hail-ül Rahman sofrası gibi sunulmuştu sana:
Yedi renkte aşkı,
Babil’in asma bahçelerinde kut ile doyurulup,
zem şarabından içtin.
Mest eden şaraba, sarhoşluğunu
aşkın önüne geçirerek şeytana yüz döndün, Zelika.
O gün Ziggurat anlamıştı aşka zalimliğini.
Ayn Zeliha’yla kendini mukayese ettiğini
ve kıblen olarak bilmen gereken aşkı terk ettiğini.
Kızdırmış olmalısın ki tanrıları,
emrederek Ziggurat’a yaktırmıştı Gehinnom ateşini.
Aşıklar yakarak bedenlerini,
özgür bırakmıştı ruhlarını.
Alev sen, kor ben olmuştum, Zelika.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)