1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1654
Okunma
NOKTA,
BAŞI SONU, ÖNÜ ARDI,
ÜSTÜ ALTI OLMAYAN,
NOKTA
altın sözler
Euzü billahi mineşşeytanirracim.
Bismillahirrahmanirrahim.
Eşhedü enla ilahe illallah
ve
eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasulûhu.
Selam es selame babacığım,
Son görüşmemizden bu yana geçen süre içinde öğrendiğim şeyler oldu,
hayatım tamamen değişiyor.
1- Aslında bu kainat Yok,
2- Aslında biz de yokuz,
3- Cüz-i irade diye bir şey Yok,
4- Biz Allah’ın isimlerini tecelli ettiren birimler değiliz,
bilakis Onun nefesleriyiz.
5- Dolayısıyla Allah var, başka hiç bir şey yok.
6- Ruh insana anne karnındayken üfleniyor.
O an ruh "bela" diyor (kâl-û belâ-evet).
Rabbin nefesi yani.
Doğduktan sonraki İlk iki yıl ruh kendi hakikatini biliyor,
üçüncü yıl unutturuyor, Rabbimiz.
7- Aslında Ben O’yum.
Benim var zannettiğim kimliğim
Aslında yok.
Dolayısıyla benim kimliğimde tecelli eden
Rabbim var, sadece.
Bir kaç günüm,
Aslında var olmadığımı anlamanın şoku ile geçti.
Artık etrafımdaki herkesin O olduğunu daha çok hissediyorum.
Henüz kendimle ilgili olan o his oturaklaşmadı.
Bir kaç gün önce eşimle parka gittik.
Rabbim, varlık iddiası dolayısıyla eski işimi unutmamı istiyor.
Eşim parkta eski işimle ilgili sorular sordu.
Beni konuşturmak istiyordu.
O an yoğun olarak fark ettim ki
Aslında beni konuşturmaya çalışan
Rabbimdi.
O an net olarak fark ettim ki muhatabım rabbimdi.
Kılıktan kılığa giren her surette süratlenen Rabbim.
Hepsi O,
her şey O.
Çeşitlilik ise sadece bir yanılsama.
Nefis ne kadar baskınsa,
imtihan o kadar şiddetli oluyor.
Sebepler nefse önce aşılamaz gibi görünüyor,
nefis terbiye oldukça gelen imtihanın aşılabilirlik ihtimali de artıyor.
Örneğin dün akşam eşim telefonu aldı karşıma geçti;
Bana yine eski işimle ilgili telefondan bulduğu soruları sormaya başladı.
Ben bir kaç tanesine cevap verdim,
O an uyanamadım.
Sonra fark ettim ki karşıma geçen Rabbim,
beni yine imtihan ediyor.
Eşimin kılığında yani,
yoğun hissediyordum.
Rabbim imtihanı geçemediğimi bildirdi.
Bu da demek oluyor ki yine imtihan olacağım.
Sonradan fark ettim ki
her nefiste (kişide) Rabbim
yine kendi mertebesine göre tecelli ediyor.
Yani sadece O var.
Sonra fark ettim ki ,
çoğu nefis mertebelerinde farkındalığı (o ) insanlara unutturmuş:
iki kişi konuşurken dinliyorum.
Her cümle diğerinin nefis mertebesine uygun
ve imtihanı neyse ona göre dökülüyor sözler ağızlardan.
Yani hepimiz O’yuz.
O, hepimizin kılığına girmiş.
Sadece O konuşuyor.
Eğer farkındalığımız yükselir ve imtihanı geçersek
Bu sefer başka bir sınava geçiliyor.
Başka bir farkındalığa yolculuk başlıyor.
Şayet bir günahı fark ettiysek ve af dilediysek,
o günahımıza sebep unsurlar, (huylar) şeytanlar
zikir sırasında ayrılıyor ve günahımız da siliniyor.
Zikir sayısı ile tecellinin oluşma hızı doğru orantılı olarak gerçekleşiyor.
Ne kadar zikir o kadar hızlı sonuç diyebiliriz.
Rabbim kalp akıl birlikte zikir çekildiğinde
daha latif bir tarzda şeytanları kovuyor.
Akıl başka yere gittiğinde ise biraz sertleşme oluyor.
Ya da akıl gittiği yerden dönünceye kadar
belli bir günaha ait bölgedeki
silme işlemi devam ediyor.
Yani takılma oluyor diyebiliriz.
Bu da demek oluyor ki silme, kovma
ve
yeniden yazma işlemlerinin daha hızlı gerçekleşmesini istiyorsak
zikrimizi yaparken aklımız başımızda, kalbimiz de uyanık olmalı.
Rabbimiz insanlardan uzak durmayı nefsimizin istemesinden yana.
Dün gece beni ailemin yanında oturmak istediğim için
önce affetmedi
ama sonra affetti.
Sürekli zikir halinde olursam eğer
dedikodu yapılan bir ortamda oturmama izin verdi
Rabbim;
Onları dinlememek
ve
zikre odaklanmak şartı ile.
Dün postaneye gitmiştim.
Postanedeki görevlinin zımni kimliğini gerçek zannettim.
On’da tecelli eden Rabbimi o an göremedim.
Yolda o görevliyi düşünürken ayağım kaydı buzlu yolda.
Yine uyanamadım,
hatamı anlayamadım o an.
Rabbim gece bu sebepten benden razı olmadığını bildirdi.
Sonra af diledim.
Herkesin;
Aslında O olduğunu görmemi istiyor
Rabbim,
bu konuda artık taviz yok.
Çünkü dün akşam yemek hazırlarken ellerimi fırında, ocakta yaktım hep,
çokluk algısından sıyrılamadığım için peşin cezalardı bunlar.
Dahası da var ama benzer olaylar olduğu için yazmıyorum.
Bu yazdıklarımda sizin için
Yeni bir şey Yok.
Ancak durumumdan haberdar olun diye yazdım.
Hayırlı günler dilerim.
Rabbimden sağlık ve afiyet ve tez zamanda rahatsızlıklarınızın son bulmasını dilerim.
Selam es selâme.
22:11
-Selam es selâme Elifcan....
maşallah barikallah.
İlk kelimeden başlayarak son harfe kadar yazdıklarının altına imzamı,
rabbime hamd ve şükürler ederek, atıyorum..
hata-en bile bir hece olsun yanlış yazmamışsın.
Her kelimeyi rabbimizle rabıta halinde yazmışsın...
Denilebilir ki beşeri nefsinle yazmamışsın,
tevhit halinde iken,
zamanımıza rahmet olsun diye
mucizevi bir yazı olarak yazdırılmış..
anlayan anladı,
anlamayanların anlayışının gelişmesine İnşaALLAH katkısı olur.
Rabbimiz hiç bir sıfatından haşa ayrılmaz, vazgeçmez.
O tek bir nefis, tek bir ruhtur.
Onu kamilen anlamak ancak hakk nuru ile kutsanmakla olur ki
bunun yolu da önce kelime-i tevhidi söz ile ikrar,
kalp ile tasdik
ve
ardından da imanın gereklerini
Kuran-i müfredat ile
ömrü içinde kamilen tahsil etmekle olur.
Diğer bir ifade ile
Akl-ı Maaş’ı aşarak Akl-ı Küll’e ermekle olur.
Düzenli namaz kılarak
az bile olsa düzenli ve doğru metotlarla
doğru esmaları zikrederek
bu birliğe (tevhide) ömürleri içinde ererler.
Bunu yapmayanların eğitimleri ölümden sonra da devam eder.
Sonunda rabbimiz,
her nefsi usulünce eğitir,
affeder,
cehennem söner, inşaallah
dibinde kereviz otu biter...
ve bütün varı cemal kemal cennetine alır.
Hakk olan her sözün sonu başı ile birleşir,
LA İLAHE İLLALLAH
MUHAMMED-EN RESULULLAH olur.
Bir mesaj yaz...
5.0
100% (1)