0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
578
Okunma
Bıraktığın gibi mevsimler
Biraz tuz kokar denizler
Senden gelen tüm gizler
Artık baharı örselenmiş Aslı gibi
Kereme niyet eyler tüm yiğitler
Şöyle baktım kırık saatin yelkovanına
Ardından ruhumu ıslatarak şatoların endamına
Gökkubeden çıkarak gelen ansız bulutlara
Seninle taç giydirdim kızıl ve mavi kutuplara
Ayrı bir sevdanın külüyle yükselen bu cihan
Sessizlik içinde inleyen o hoş sedâ
Bir namus gibi titrerken ney
Yunuslar gezgin birer rehberdir
Yaşamak elbette yâdımdadır
Heyhat ! Zuhur eyleyen Maçinden koparak gelen
Mâh ile Şems değil miydi ?
Topraklara huzur kılarken acundan filizlenen
Bu aşk denizinde sen değil miydin?
Ayrılıklar saatlerin dişleri arasında
Konuşsa düşecek tüm gerçekler
Sussa matem hiç bitmeyecek
Özlemi ve hasreti dilleyen nağmeler
Yağmur tanesinin her darbesinde
Gök ekini koparır gibi
Nal sesiyle inleyen şu çorak tarla
Aşıkların gül diktiği çemen-zâr gibi
Rıhtıma bir gemi yanaştı
Köstekli saat donuk
Ruh tavana mürted
Tavandan akan iki göz
Sessizlik içinde ağladık
...
.....
........
Ve
.........
Sonra
.............
Dedim ki ;
Ağlamak ruhun gıdasıdır mevsim seçmez
Som sandıklar ile giderken gelin yasına
İlmek ilmek dokunan yaşmağına
İsimsiz nice kadın doldurur
Korkut dedemin mirasını
Al yanağından aşk düşer gibi
Dualanır, allanır, yiğit kızanlar
Aşk ile yanan pervanenin hükmünde
Sessizlik içinde dur... kal öylece
Geliyorsa ulakların tılsımları kulağına
Anadolu gibi seviyorsam seni
Toprağa düşer gibi
Ellerimle tışlatıyorsam sazın telini
Sunalar kalkıp kervan eyliyorsa eğer
Vakit tamam geliyorum yarına
Öyle mevsim seçmeye gerek yok
Rüzgâra bırak ebruların kokusunu
İlmek ilmek dokudum ruhunu
Çor torpakların misk danesine
Gerdanın hilal olsa
Gözyaşın sitâredir
Kılıcın gök renkli
Aşkın başıma divanedir
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.