25
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
3131
Okunma

Elbet ama elbet bir gün kavuşacağız...
Zaman: Kuşların gagalarında hüzünle yuvalarına döndüğü bir gün soluğu
Mekân: Uzak bir şehrin çilekeş otogarı
Sahne Dekoru: Yeryüzüne kırgın ve siyah bir intihara hazırlanan ağlamaklı mavi gökyüzü
Oyuncular: - Az ilerdeki erguvan ağacının altında ıslanmış halde yatan köpek
- Güzün bahçesinde solan ve yılın ilk karını bekleyen son kırmızı gül
- Hasta kadın
- Hasta kadına âşık adam
Birinci Sahne
Adam:
Aşk
İçinde solgun sözcükler olan
Masum bir imgeydi
Dokun diye
Şiirine uzattığım
Kadın:
Şiirim kış kıyametleri
Nasıl dokunurdum
Masumluğunda büyüyen gül kokulu imgelerine
Ölmez miydi
İkinci Sahne
Adam
Gözlerime karanlıktan korkan çocuklar sığınırdı
Zemheriye taşan yalnızlığım mendilimdi
Ve sen gizlice o çocukların koynuna girip gözlerimde uyurdun
Sabah ise çocuklarla sen gitmiş olurdun
Söylesene
O mendille nasıl silerdim gözlerimi
Rüyalar hiç yalnızlıkla silinir mi
Kadın:
Bilirim
Gözlerine ne zaman baksam bir çocuk ağlardı
Senin ellerin çabuk üşür dokunamazsın yalnızlığa
Seherin zehrini iç çekişlerime sarıp
O mendille silerdim gözlerimin kanını
Ve sen uyurken
Nefesimle ısıtırdım ellerini
Üçüncü Sahne
Adam:
Kaçtıkça büyüyen acılar giydim
Büyüdükçe adına benziyordu zaman
Düşlerimi kuşlara sardım da ne oldu;
Kuşları düşlerinden vurdular
Kadın:
Biliyorum
Kırgınsın düne ve zamanın isini
Yüzümüzü yarım çocuk yapan aynalara
Benim adım eylül
Büyüdükçe ölüm
Sevdikçe hüzün
Dördüncü Sahne:
Adam:
Dönecek misin?
Geri gelecek misin?
Kadın:
Bilmiyorum
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.