2
Yorum
19
Beğeni
0,0
Puan
1712
Okunma

![Şair Ceketli [lll]](https://i.edebiyatdefteri.com/resim/resimli_siir/buyuk/1237975.jpg)
Dünya buzdağı gibi[!] Soğuk
Siyah boşluğun içinde
Yitirilmiş kadınlar gelir vuslat senfonisine geceleri
Kimi [ah] çeker segâh perdesinden
Kimi hiç incinmemiş gibi
Aşk meclisinde özlem gezdirir en seçkin yerinde
Kimi zarif bir mahurla geriye doğru tararken geçmişi
Yumruğunla kalbine vurdu da
Canı acıdı altında yarası vardı
Kimi de dünya sahnesinden indi
Geleceği tarhın üstüne gömdü
Yeni bir soluk çekti içine
İşkence çeker gibi
Tutup kendi saçlarından
Saldı kendini günahkâr gecelere
Durmadı zaman
Ve gecenin en mahrem yerinde
Vuslat ahı karıştı ab-ı hayat suyuna
Üryan bir kasvetin uzantısında
Ateş kesti dudaklar
Gecenin yaslı göğsünde
Telaşlı bir vedayla tam kalbinden ateş alan
Hicâzla çargâh
Zarif bir hüzünle
Çekilirken vuslat semtindeki yerine
Sıyrıldı poyrazdan serazat bir yel
Dünyanın yalan çehresinde bir damar buldu
Kendine
Gecenin gövdesinden hıçkırıkları yonttu
Kutsanmış şarapla
İncinmiş notaları ve kırgın güfteleri
Gecenin rahmindeki rüyaları kutsadı
Saydım ki tabiat kendini pakladı
Saydım ki tabiat kendini akladı
Saydım ki büyük bir kabahat işlemişim gibi vicdanımın yüzü kızardı
Ve gözlerimi göstermek istemedim
Bir buruksu titreşimle
Ürperir gibi oldu çocuksu yerlerim
Yan yatırdım kum saatini
Çektim kendimi içimdeki kara deliğe bıraktım
En asil ahengiyle
Hüzzam kavşağından
Bir beste havalandı, uşşak makamında
Çalkalandı gökyüzü
Burçlar yer değiştirirken
Yörünge yolunu şaşırdı
Ay kendini bulutun arkasına sakladı
Rüzgâr topladı yıldızları
Karanlık sarıldı geceye
Uzun uzun ıslığını dinledim rüzgârın
Çekip çekip kopardım saçlarımı
Bir cenin gibi tutunup gecenin kanadına
Göğün rahmine bıraktım alın terimi
Tam orta yerinden
İkiye böldü zamanın katı gövdesini
Karanlığın yırtmacından
Nur topu gibi bir güneş doğdu kucağıma
Ve hiç batmadı
Ters yüz oldu hayatım
Toprak çekildi ayaklarımın altından
Salkım salkım yakamoz döküldü denizin azgın dalgalarına
Vuslatların en güzel sabahı idi
Tırmalarken kalbimi türkü kokulu nefesi
Canlı bomba gibi bir çığlık vurdu
Göğsümün sol yanındaki duvara
Delip geçerken dalıp böğrüme
Deşti yüreğimi
Sanki organlarım birbirine vurdu
Bakmaya eğildim de
Koşup kapaklanayım bir duaya istedim
Lütfen dedim daha fazla titreme yüreğim
Bağışla kendini bilmiyorsun o çığlığın sırrını
Öyle masun
Öyle duru
Öyle güneş yüzlü
Öyle aşkı eflatun ki
Y/anarken
[Cebrail] in kanadı bile secdeye kapanır
Herkese nasip değil
Bu Allah vergisi…
Dilsiz dudaksız
Çıksan denizin üstünde yürürsün sen
Sor Musa’ya
Sor İsa’ya
Sor Rahime[!]
Sen nasibin mavi fular gibi boynunda
Cana kasteden sancılardan sıyrılıp geldin de
Gönlümün başkentine yerleştin
Bu yaşam denen akarda
Sana
Dört kitabın harflerinden memleket kurdum…
Yıldızları bayrak diye tutsak ettim mavinin üstüne
Etrafına eliflerden surlar ördüm, zehir zemberek acılar aramıza sızmasın diye
Sana
Dualardan ilmek, ilmek, lif, lif cibinlik dokudum
Âminle örttüm üstünü
Yüce tanrıya çok teşekkür ederim
Sol yanıma inandığı için
Sancılar içinde Meryem gibiydim
Sığındım mehtabın altına
Kalbimi kutsanmış ateşle temizledim
Yüreğimi ikimizin arasına gerdim
Tuttum şarabın ince belinden
Sana uyaklardan eflatun ninniler besteledim
Her imgesi bir kitaba ön söz olur
Ve sen [Annesinin yarası]
Vuslatın [Suzidilarası]
Sen, öyle bir vuslatsın ki
Tanrısal armağan gibi
Her halin ayrı bir ömür
Kim bilir hangi halin dokundu hayatıma da
Güneşi gören kuru bir dal gibi tepeden tırnağa yeşerdim
Beyaz geceye yürürken
Uğurladım kemiğe giren yarayı
Bir katre yeşil gözyaşı gibi
Aktı dolandı kalbimin attığı yere
Hafifçe kısıldı sesim
Hüzünler bağışladı beni
Sevda koptu yerinden
Alev topu gibi körüklenip aktı şiire
Hangi değim yeğni kılar bu ulvi özneli
Biliyorsun dimi
Sen, öyle metruk öyle kutsanmış duygular koydun ki darlığın yanına
Tekrar, tekrar okunası kitap gibi
Öyle öğrendim huşuyu
Öyle öğrendim yaraya kabuk olmayı
“Yegâhın yegâhı”
Yemin istemez
Sen, bana öyle şiirsel öyle nazende hisler giydirdin ki
Öyle bildim giyinmeyi
Öyle bildim ısınmayı
Meğer çıplakmışım daha önceleri
A benim sevdamın batmayan güneşi
Haydi, maviyi giyindi gökyüzü
Gitmeye hazırlanıyor gece
[Ab-ı hayata] armağan edeceğimiz
Bir dilek tut içinden
Kaldır kadehini kendi şerefine
Gülümse gökyüzüne
De ki
Sevgili
Emil Cioran hiç kuşkun olmasın
Bu eflatun sevda[!]
Öylesine zengin öylesine felsefi bir sınavdır ki
Aciz birini Sokrates’in dengi yapar
Yapmadıysa o da benim ayıbım olsun
KAYIP YALDIZ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.