1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1308
Okunma

KIZLAR MANASTIRI
bir şehir ki,
kızlar manastırının taş duvarları gibi karanlık.
dün gece uğradım o şehre.
yalnızlığın gizemi çekmiş olmalı,
vakitsiz gelen ayrılıklara inat,
kurban vererek her şeyi,
yağmur çamur demeden, ya kısmet diyerek yürüdüm.
ıhlamur kokulu uzun çarşıdan ilerleyip,
Ortahisar’dan eksik sokağı adımlayarak
çıkıyorum yokuş yukarı.
az ileride Gözaçan Camii,
nihayet Boztepe’de,
kızlar manastırındayım.
bir zikir duyuyorum,
kemikleri sızlatan.
Tanrılara kurban edilmiş kızlar,
tiz sesleriyle ağıtlar yakarak,
esrarlı gözlerde ışıldayan kandillerle
aydınlatmaya çalışıyor koca bir şehri.
şehrin diğer yakası Sümela’da;
Meryem’in saklandığını duymuş olmalılar.
kim getirdiyse gaipten bu haberi,
belirsiz.
kendi içlerine mahkûm edilmiş kaderleri,
manastırın taş duvarları,
şehrin lacivert karanlığı gibi,
kara mı kara?
gözüm takıldı birden,
duvarda taşa çizdiğimiz o kalp;
zamana başkaldırırcasına
hâlâ belirgin,
hâlâ kutsal.
zikirde dönen kızlar,
her dönüşte yüz sürüyor
ve zikre devam ediyordu.
sonra bir çığlık duydum İsa’nın dilinden;
o an Musa’nın asası düştü elinden.
Muhammed,
“ey ümmetim!” diye haykırdı:
“örtmeyin kadınların üstünü,
gömmeyin karanlıklara.
o cennet ki aydınlık;
kurtarın karanlıkta kalan şehirleri
ve cennet bildiğiniz kadınları.”
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.