1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1130
Okunma

YOSMA
Yosma, öyle bir yosma ki,
yoluyor zamanın yanık ruhlu sayfalarını.
Parmakları esrar sarısı,
ruhu tiner koklar.
Zamanın yelkovan aşiftesi.
Belli ki kafayı bulmuş,
gezinip durur köşe başı.
Kefen koltukta sıktıkça dişini,
döküvermiş otuz ikisini.
Arsız arsız sırıtışlarla sorgular;
yaşamın neresinde olduğunu.
Hele dile pelesenk küfürleri yok mu;
adeta ağzı bozuk pavyon karısı.
Başladı mı dilinin küfesinden çıkarmaya küfürleri:
“Hay senin ananı,
avradını,
gelmişini,
geçmişini,
yedi ceddini…”
Rap rap sesleriyle dökülür
dudak arasından yirmi dokuz harf;
hadsizliğe meyilli ve özensiz.
Çığlık çığlığa haykırır bir meczup;
“Sus be yosma, sus!
Diline pelesenk orantısız küfürlerle
ırzına geçme beynimin.
Sen sevilmeye layık biri değilsin.
Bir eskiz gibi köşe başı karanlıklara,
buruşturup atmışlar seni.
Dinle beni;
yaşamı kavramak istiyorsan,
ille de,
ısrarla olmalısın ben gibi deli.”
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (5)