12
Yorum
27
Beğeni
0,0
Puan
1125
Okunma
açacak kapılar vardı o zamanlar
keşfe nazır bağlar
bahçeler
kırılmamıştı kalpler
bilinmezdi yalanlar
kapılar açıldıkça sakladık anahtarı
ki bu aşkın yazılı olmayan başlıca kuralıydı
oysa yeminliydi dil
dönmemeye..
sen denizlere atalım dedin
ben,kör kuyuya
ne yüzme bilirdin
ne de kayık satın alacak inancı vardı gözlerin’iN
bana gelince,
bir delinin attığı taş ile kör olacak kuyu bulunmazlığına sakladım
olası bahaneyi
her sır
ifşaya fısıldar
saklamak istediğini
avucunda anahtar
yana yana ararken yalandan
boğulursun diye korkardı
gün görmemiş saflığım
belki sen de,
ay görüp kuyuda
tutulurum diye, kimbilir
tutuştu kıskançlığın..
velhasıl,
sonuç ile bozuldu
sebebin nikahı
ya da şiddetli geçimsizlikti
kalplerin ihtilafı
nihayetinde yer yarılmadı
ya da göğe çekilmedik sonunda
sen sağ
bana düşen selamet ile
yeni bir ben doğdum başka aşkın kalbinde
bilirsin,
mutluluk yaşanır
yazılamaz sen gibi
ve muhtemelen hırsın küp arıyordur kendine
üzülme,
gel,
kalbinin közünde kahve pişir’elim
içelim,
kırk yıl daha hatrı kalsın
sudan bahanenin..